Varoştan sosyeteye kadına şiddet her yerde var

Pazar, Ağustos 5, 2012, 22:00
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

27 Eylül’de başlayacak II. Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri’nin bu yılki teması ‘Kadına şiddet.’ Yasalar değişse de zihniyetin aynı kaldığını söyleyen Festival Komitesi Başkanı ve İ.Ü Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer, amaçlarının geniş kitlelere ulaşan sinemayla şiddete karşı toplumsal bilinci artırmak olduğunu söylüyor.

ULUSLARARASI Suç ve Ceza Film Festivali’nin 2012 teması Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık, amacıysa suç ve adalet ilişkisinin sinemadaki yansımasını toplumlara ulaştırmak. İletişim, dayanışma ve işbirliğiyle bilinci artırıp toplumsal dönüşümü sağlamak. 27 Eylül-4 Ekim günleri arasında gerçekleşecek festivalin fikir babası ve komite başkanıysa İstanbul Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Âdem Sözüer. 2005’te dünyanın en uzun ve en büyük ‘ceza hukuku kongresi’ni düzenlediklerini ancak istekileri mesajları topluma yeterince ulaştıramadıklarını belirten Prof. Sözüer, festival fikrinin de böyle doğduğunu anlatıyor: “Halbuki konu toplumun hep gündeminde olan ceza hukuku reformuydu. Buna karşılık, herhangi bir dizi filmde geçen suç, ceza, adalet, adaletsizlik hususunu, toplum mutlaka konuşuyor, tartışıyor. O zaman düşündüm ki ‘Bunlar bizim konularımız, biz neden sanat ile sinemayla birlikte yol almıyoruz? Biz sinemadan, çok şeyi farklı açılardan yeniden öğrenebiliriz.’ Suç ve Ceza Film Festivali fikri böyle doğdu, kabul gördü, iki yaşına geldi, umarım devamı gelecektir.”

-Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık her toplumda görülen bir durum ancak çağlar boyunca yok edilememiş. Bu sorunu festivalde hangi açıdan ele alıyorsunuz?

Hukukçular sorunları kurallar üzerinden konuşuyor. Festivaldeki amacımız sorunlarla ilgili farklı bakış açılarını ortak bir zeminde ortaya koymak. Hukukçular ve sinema sanatı nasıl bakıyor? Bu iki perspektifi bir araya getirerek sorunu farklı yönleriyle ele almak. Romanlarda, hikayelerde, yazılı ve görsel basında suç, ceza, şiddet ve ayrımcılık hep yer alan konular. Şiddet ve ayrımcılığı engellemek istiyoruz, hukuk bunları suç haline getiriyor ve ceza veriyor. Ama sadece suç ve ceza ile biz bu sorunları çözemeyiz. Başka şeylerde yapmak ve bunun için sorunu farklı yönlerden de görmek lazım. Şiddet ve ayrımcılığın önlenmesinde, suç ve ceza dışında başka neler etkili olur? Bu bakımdan da sanata ihyacımız var. Hukuk ve sinema dünyasının bu tür faaliyetlerde el ele vermesi, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık konusunda bir sorun olduğuna ilişkin farkındalığı güçlendirecektir. Eğer sorunun varlığı gerçekten idrak edilirse, çözüm için en ciddi adım atılmış olacak.

-Farkındalık yoksa topluma ulaşıp, nasıl çözeceksiniz?

Bu tür sorunları sadece mahkemelerde çözemezsiniz, toplumun her kesimine düşen görevler var. Bizim yazdığımız kitapları en fazla, hâkimler, savcılar, öğrenciler okuyor. Buna karşılık sinema geniş kitlelere ulaşabiliyor. O yüzden biz hukukun ne dediğini sinema sanatı ile geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz.

KANUNLAR GÜZEL AMA UYGULAMA KÖTÜ

-Türkiye nereden nereye gelmiş durumda?

Bizim hukukumuzda yazılı birçok kuralda kadına yönelik negatif ayrımcılık vardı. Ancak Türkiye’de son on yılda yazılı kurallar da çok şey değişti. ‘Türkiye hukuki düzenlemeler bakımından kadın-erkek eşitliğinde iyi bir seviyeye gelmiştir’ diyebiliriz. Ancak atılacak adımlar var elbette.

-Yazılı hukuk böyle, gerçekte durum nedir?

Her demokraside bildiğiniz gibi üç güç vardır: Yasama, yürütme, yargı. Türkiye’de bir de dördüncü güç var: O da kanunları uygulamama veya yanlış uygulama gücü! Yazılı kuralların gerçek hayata maalesef yansımadığını görmekteyiz. Suç ve Ceza Film Festivali’nin bir misyonu da yazılı güzel kurallarımız var ama bunları hayata nasıl geçiririz, sorusuna cevap aramaktır.

-Hukuk, ataerkil ayrımcı perspektiften yazılıp okunabilir mi?

Salt erkek bakış açısı, yani tek gözlü bir hukukumuz vardı. Şimdi iki gözlü bir hukukumuz var. Ama hukuk bünyemiz ikinci göze uyum sağlayamadığından henüz iyi göremiyor.

-Gelenekler suç ve cezayı nasıl etkiliyor?

Yanlışlıklar, gelenek haline gelmişse bunları tasfiye etmek gerekir. Zannetmeyin ki kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık sadece toplumun siyaseten veya kültürel olarak belli kesimlerinde ortaya çıkıyor. Aynı zihniyetin ve davranışların toplumun her kesiminde olduğunu bilmenizi isterim. Yani yüksek! Sosyetede de var, varoşta da. Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık bakımından en olumsuz gelenekler yargı sürecinde ve kararlarında var! Bu nedenle kanunları değiştiriyoruz ancak zihniyeti değiştiremiyoruz. Çünkü kadın karşıtı bir bakış açısı var. Sadece erkek değil bazı kadın hukukçularda da!

400  FİLM GELİYOR

-Geçen yıl yaklaşık 100 film gelmişti. Bu yıl hangi ülklerden kaç film geliyor?

Geçen sene konu “Darbelerle Hesaplaşma“ idi. Dünya ve Türkiye medyası ciddi ilgi gösterdi. Bu sene Arjantin, Brezilya, Meksika, Amerika Birleşik Devletleri, İran, Mısır, Cezayir, Kore, Japonya, Rusya, Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Romanya, İtalya, İspanya gibi çok sayıda ülkeden 400’e yakın film gönderildi. Film ödülü de koyduk. Uluslararası bir jüri oluşturduk. Bir de kısa film yarışması olacak ki bu da ödüllü. Kadın hareketi forumu günü olacak, bu konuda çalışma yapan tüm STK’lar tüm gün orada olacak. Etkinlik takvimimiz www. icapff.com’dan takip edebilir.

CİNSİYET DEĞİL ZİHNİYET DEĞİŞMELİ

-Adaleti sağlayacak hukuk mekanizmalarına erkeklerin hakim olması, kadınlara adaleti etkiler mi?

Kişinin kadın veya erkek olması da önemli değil. Sıkıntı zaten belli bir cinsiyetten değil, belli bir zihniyetten muzdarip olduğumuzdan. Karar verici mekanizmalarda kadın sayısı artıkça elbette ki olumlamalar söz konusu olabilir. Ama bu mutlak gerçeklik değildir. Cinsiyet değil, zihniyetin değişmesi önemlidir.

-Festivalden bahsedecek olursanız, bu yıla ilişkin neler aktarırsınız?

Sadece bir film festivali değiliz. Dünyanın 30 ülkesinden bilimsel rapor sunulacak. Bu 30 ülkeye bazı sorular sorduk: Ülkelerinizde bu sorunun varlığı kabul ediliyor mu? Ediliyorsa, bu soruna ilişkin özel bir kanununuz var mı? Ne gibi tedbirler alıyorsunuz? Bu tedbirleri kim uyguluyor ve etkili oluyor mu? Bilimsel rapor gelen ülkelerden aynı sorunla ilgili filmler ve sinemacılar da gelecek. Bu içerik ve ölçekte hukuk ve sinemanın bir araya gelişi sadece Suç ve Ceza Film Festivali ile gerçekleşen bir ilk.

-Festivalin hedefleri?

Önümüzdeki yıl konu çocuklar olabilir. Festival her yıl başka bir konuda aslında şunu söylüyor olacak: “Böyle bir sorun var, dikkat!” Ama sadece soruna dikkat çekmek değil, dünyanın diğer ülkelerinde nasıl çözümler var, oradaki hukuk, sinema sanatı soruna nasıl bakıyor? Amaç, diğer ülkelerin birikimini de buraya taşımak. Başta bilimsel araştırma yapmak isteyenler olmak üzere Türkiye’den ve dünyadan dileyen herkesin yararlanacağı bir bilgi hazinesi oluşuyor.

STAR













Yorum Yaz


.