Uzun yaşamanın sırları

Pazar, Şubat 7, 2016, 23:23
Sağlık kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

David Agus… 48 yaşında olmasına rağmen dünyanın önde gelen kanser uzmanları arasında ilk sıralarda… Adı, 2003’te yakalandığı pankreas kanseri nedeniyle 2011 yılında yaşamını yitiren Apple’ın kurucusu Steve Jobs’la gündeme gelse de tedavisini üstlendiği ünlü isimler arasında müzisyen Neil Young, ABD’li bisikletçi Lance Armstrong, aktör Dennis Hopper da var.

ABD’de yayınlanan kitabı A Short Guide to a Long Life’ta (Uzun Yaşamanın Kısa Rehberi) uzun yaşamak için neler yapılması gerektiğini 45 maddede anlatıyor. İşte o maddeler;

1-Ölçün: Her gün sağlığınızı izleyen, ölçen, planlayan yeni bir alet ya da akıllı telefon uygulaması piyasaya sürülüyor. Bunları kullanmaktan çekinmeyin. Günde kaç kalori yakıyorsunuz? Ne kadar streslisiniz?

2-Otomatiğe bağlayın: Uyku, yemek, fiziksel aktivite, hatta düzenli aldığınız ilaçların saatlerinde oynama yapmayın. Vücudunuzun alıştığı saatte yemek yemezseniz sadece açlık hissetmekle kalmazsınız, stres hormonu vücudunuza enerjiyi korumak için yağı tutmasını söyler. Ne istediğiniz kiloyu verebilirsiniz ne de alırsınız.

3-Tıbbi bilgilerinizi yanınızda taşıyın: Penisilin alerjiniz olup olmadığı, kullandığınız ilaçlar, geçirdiğiniz ameliyatlar gibi bilgileri acil durumlarda kolayca ulaşılması için akıllı telefonlarınız aracılığıyla depolayın, gerektiği zamanlarda güncelleyin ve depoladığınız bilgilerin şifresini de mutlaka bir yakınınızla paylaşın. Bir USB de işe yarar.

4-Gerçek yiyecek yiyin: Etiketinde telaffuz etmekte bile zorlandığınız kimyasal maddeler yazan yiyeceklerden uzak durun. Raflardaki şirin ambalajlı ürünlere de eliniz gitmesin. Üzerinde ‘yağı azaltılmış’, ‘sıfır kalori’ gibi ibareler bulunan yiyecekler de büyük olasılıkla gerçek değildir; bu etiketler için test edilmiş, işlemden geçmiştir. Gerçek yiyecekler, içindeki maddeleri gösteren listelerle birlikte satılmaz. Ve en önemlisi meyve ve sebzeyi mevsiminde tüketin.

5-Marketinizi tanıyın: Market alışverişi sırasında personelle kısa sohbetler yapmaktan çekinmeyin. Meyve ve sebze bölümünün sorumlusundan mevsimlik ürünlerle ilgili bilgi alabilirsiniz. Et bölümünde kasabınızdan etin nereden geldiğini öğrenin. Deniz ürünlerinden sorumlu personel de en taze ürünün hangisi olduğunu size söyleyebilir. Yerel pazarlar da gerçek yiyecek için iyi bir kaynaktır.

6-Bahçeniz olsun: Eğer çocuğunuz varsa mutlaka bahçeniz de olmalı. Bahçe çocuğunuzun sağlıklı ve iyi beslenmenin kurallarını öğrenmesi, ‘gerçek yiyecekler’le tanışması için en iyi yollardar biridir.

7-Diyet planı oluşturun: Makul büyüklükte porsiyonlar, paylaşımın olduğu kalabalık masalar… Geleneksel beslenme alışkanlıkları yüzyıllardır insanlar üzerinde işe yaradığına göre günümüzde de uygulamakta hiçbir sakınca yok. Masayı her zaman biraz aç terk edin, tabağınızda artan yemek olsun. Yemeğinizi kendiniz pişirin ve bu yemeği başkalarıyla paylaşmaktan çekinmeyin.

8-İş stresini azaltın: İşyerindeki stresin yaşlanmayı hızlandırdığı ve kalp krizi riskini yükselttiği araştırmalarca kanıtlanmış bir gerçek. Stresi basit rutinlerle en aza indirmeyi deneyin. Öğle yemeği molasında güneşin altında kısa yürüyüşler yapmak, ofiste telefon görüşmesi sırasında yürümek, telefonu açmadan önce derin bir nefes almak, sakinleştirici müzikler dinlemek, iş arasında spor salonuna gidip biraz ter atmak işe yarar.

9-Hijyene dikkat: Araştırmalar günde beş kez elini yıkayanların gribe yakalanma riskinin yüzde 35 oranında azaldığını gösteriyor. Tek ihtiyacınız su ve sabun. Yara ve kesikleri bandajlamayı da ihmal etmeyin. Çarşaflarınızı haftada bir değiştirip sıcak suyla yıkayın; dağınıklığı ve elektronik aletleri yatak odanızdan uzak tutun.

10-Ortak yaşam kurun: Ortak yaşam kurduğunuzda sağlığınıza ve hijyeninize daha fazla özen gösterirsiniz. Eve öfkeli, yılmış bir şekilde geldiğinizde konuşacak birilerinin olması önemlidir.

11-Kiloya dikkat: Verdiğiniz her kilo, dizlerinize her adımda binen yükün dört kilo azalmasını sağlar. Yani günde 10 bin adım atıyorsanız, verdiğiniz kilo dizlerinizdeki yükün 20 ton azalmasını sağlar. Bir de bunu yıl bazında hesaplayın. Etkisini daha net göreceksiniz.

12- Grip aşısı yaptırın: Mesele sadece gribi yenip mikroba karşı bağışıklık kazanmak değil. Yakalandığınız takdirde bir ya da iki hafta süren bu ateşli hastalığın vücudunuza verdiği zarar, obezite, kalp krizi, felç ve kanser riskini de yükseltiyor.

13-Aynaya bakın: En son ne zaman aynada vücudunuzu baştan aşağı incelediniz? Vücudunuzda fark edeceğiniz şekilsiz bir ben, cildinizdeki kızarıklık, leke ya da kuruluk bir iç hastalığın habercisi olabilir.

14-Vücudunuzu zorlayın: Haftada beş gün, günde yarım saat egzersiz önerisinin modası geçti. Eğer kalp krizi riskini azaltmak, obezite, şeker hastalığı ve depresyonu önlemek istiyorsanız bedeninizi, kalbinizi ve ciğerlerinizi daha fazla çalışmaya zorlayın. Eğer minimum egzersize devam ederseniz yaşlandıkça kilo almanın önüne geçemezsiniz. Ayrıca kendinizi fiziksel olarak zorlamak zekalı da artırıyor. Her insanın beyninde 100 milyar sinir hücresi bulunuyor ve bu hücreler egzersize bayılıyor.

15-Dedenizin ve halanızın nasıl öldüğünü sorun: Aile soy ağacınız, sağlık durumunuzu ve bazı hastalıklara yakalanma potansiyelinizin ne olduğunu anlamak için elinizdeki belki de en güçlü araç. Özellikle kanser riskini tespit edebilmek için aile üyelerinin geçmişine bakmalısınız.

16- DNA testi yaptırın: DNA testi yaptırarak MS hastalığından mide kanserine kadar ortalama 40 riskle ilgili genetik profilinizi çıkarttırabilirsiniz. Riskleri bilmek hastalıkları önleme yolunda erken adım atmanızı da sağlayacaktır.

17- Kontrollerinizi yaptırın: Bebeklerin düzenli olarak sağlık kontrolleri ve aşıları yaptırılır. Peki neden yetişkinler aynı özeni kendileri için göstermez? Oysa erkeklerde ölüme neden olan hastalıklar listesinde üçüncü sırada yer alan prostat kanserini basit bir kan testiyle erken teşhis etmek mümkün. Bağışıklık sistemini güçlendirici aşıları olmayı da ihmal etmeyin.

18- Sağlık stratejinizi planlayın: Geleceğe yönelik hedeflerinizi belirlerken küçük planlamalar yapın. Örneğin kilo vermeyi istemek bir hedef ama plan değil. Bu yüzden “Kilo vereceğim” demek yerine “Günlük beslenmemden işlenmiş yiyecekleri yüzde 80 oranında çıkaracağım” ya da “Haftada üç gün birer saat spor yapacağım” gibi planlamalar yapın. Sonra kendinizi beş, 10 ve 20 yıl sonra nerede görmek istediğinizi düşünün. Bu planlara ailenizi de dahil edin.

19- Hastayken hareket edin: Hastalıkla savaşmanın bir yolu da mümkün olduğunca günlük rutininizi bozmamaktan geçiyor. Yani hastayken yataktan çıkmamak iyileşmek için iyi bir yöntem olmayabilir. Çünkü lenf sistemimiz savaşçılarını enfeksiyonla mücadeleye göndermek için bedenin harekete geçmesini bekler. Soğuk algınlığına yakalanacağınızı hissettiğinizde çinko pastil emmeye başlayın. Pastili çiğnemeyin ya da yutmayın, bırakın dilinizde erisin. Sıcak içecekler tüketmeyi de unutmayın.

20-Doktorunuzu sevin: Doktorunuzun deneyimi kadar, sizin sa-ğlığınızla ilgili kendisine vereceğiniz bilgiler de yararlı olacaktır. Randevunuza giderken yanınızda bir yakınınızı da götürün, unutma ihtimaline karşı doktorunuzun söylediklerini bir başka kulağın daha duyması iyi olacaktır. Hatta yanınızda kayıt cihazı da bulundurabilirsiniz. Doktorunuzla rahat ve açık yüreklilikle konuşamıyorsanız değiştirin.

21- Hobileriniz olsun: Fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarınızı karşılamak, başkalarıyla ilişki kurup sosyalleşmek için mutlaka hobileriniz

22- Gülümseyin: Gülümserken mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin ve serotonin salgılarsınız. Üstelik somurtmak için 43 kasınızı kullanırken gülümsemek için 17 tanesi yeterli.

23- Hayvan besleyin: Hayvan sahibi olmak hayatınızın da bir düzene girmesini sağlar. Onları beslemek, eğitmek vb. işleriyle uğraşmak sizi rahatlatacaktır.

24- Pozitif olun: Olumlu düşünmek ve umut, hayatımıza yön veren güçlü duygulardır. Eğer daha sağlıklı yaşayabileceğimizi düşünüyorsak bunu gerçekleştirebiliriz.

25- Tıbbi bilginizi geliştirin: Kanserin ne olduğunu tam olarak biliyor musunuz? Peki kalp krizinin nedenlerini? Medyada sıklıkla işlenen konuları anlayabilmek için tıbbi bilginizi geliştirin.

26- Balık yiyin: Somon balığı, sardalya, ton balığı, alabalık ve orkinos gibi soğuk sularda yaşayan balıklar yüksek proteinli ve yararlı yağlar açısından zengindir. Haftada üç kez tüketmeye özen gösterin.

27- Beş porsiyon meyve ve sebze yiyin: Günde beş porsiyon meyve ve sebze yemek sizi kronik hastalıklardan korur. Sebze ve meyvelerin farklı renkte olması farklı besleyici özellikleri olduğu anlamına da gelir. Renkleri karıştırın.

28- Takıntılarınızı sevin: Abartmamak şartıyla takıntılı olduğunuz yanınızı öne çıkarmak sağlığınızı korumada işinize yarayabilir. Elinizi sık yıkamak gibi…

29-Kahvaltı edin: Kahvaltı, vücudun enerji ihtiyacının karşılanmasında, gerekli besin öğelerinin, vücudun en ihtiyaç duyduğu dönemde dengeli bir şekilde alınmasında, günü daha dinamik ve üretken geçirmekte etkilidir.

30- Daha iyi hissetmek için ilaç almayın: Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak ne bir ilaç ne de tedavi yöntemi var. İnsanlar B12 aşısı olduktan ya da vitamin takviyesi yaptırdıktan sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini söyler. Kendinizi daha iyi hissetmenin yolu, sizde eksik olanı bulmaktan değil, bir dizi kuralı uygulamaktan geçer.

31- Hasta olmanın pozitif yönüne odaklanın: Herhangi bir hastalığa yakalandığınızı öğrendiğinizde bu durumu kendinize odaklanmak ve uzun vadeli sağlık stratejisi oluşturmak için fırsat olarak görün. Kanseri yenen hastaların birçoğu farklı hastalıklardan yaşamını yitirir. Çünkü sadece kansere odaklandıkları için diğer konuları ihmal ederler.

32- Esneyin: Gün içinde esneme hareketleri yapın. Bu sayede otomobilinize binip inerken, mutfakta çalışırken ihtiyaç duyduğunuz esnekliğe ulaşabilirsiniz. Esneme hareketleri, abartmamak şartıyla denge ve koordinasyonunuzu sağlamanıza da yardımcı olur.

33- Yapılacaklar listesi hazırlayın: Günlük, haftalık ve yıllık listeler hazırlayın. Haftalık listenizde arkadaşlarınızla birlikte çıkacağınız yemeği, hobilerinize ayıracağınız zamanı, yatma saatinizi yazabilirsiniz.

34- Yardım isteyin: Limitlerinizi bilin ve buna saygı gösterin. Yardım istemekten çekinmeyin. Kimse her konuda uzman olamaz. Örneğin; uykusuzluk sorununuzla başa çıkamadığınızda, şeker hastalığına yakalandığınızı öğrendiğinizde…

35- Çocuk yapın: Çocuk yetiştirmek anne ve babanın aktif kalmasını ve zihinsel olarak kendilerini zorlamalarını sağlar. Bu da sağlık için iyidir.

36- Razı olun: Eğer yaşamınız bir ilacı düzenli olarak almanıza bağlıysa ilacı saatinde ve dozajına uygun bir şekilde alın.

37- Kötü olduğunuz bir aktiviteyi seçin: Güvenli alanımız dışında bir aktiviteyi gerçekleştirdiğimizde beynimizi daha fazla düşünmeye, vücudumuzu da yeni koşullara alışmaya zorlarız. Bu da sağlıklı bir durumdur. Kötü bir yüzücüyseniz, bugün bir havuza gidip birkaç kulaç atın. Yarın daha fazlasını..

38- Duruşunuza dikkat edin: Doğru duruş sizi daha genç, daha fit, daha kendine güvenli gösterecektir. Boyun ve sırt problemlerinin çoğu duruş bozukluğundan kaynaklanır. Baş ağrısı, nefes almada güçlük, eklem romatizması, kas ağrıları ya da yorgunluğun nedeni çoğu zaman duruş bozukluğudur.

39- Sağlığın tanımını yapın: Sağlıklı olmak sizin için ne anlama geliyor? 1,5 kilometrelik yolu altı dakikada koşmak mı? Diyabetinizi kontrol altında tutmak mı? Ya da 100 yaşına kadar yaşamak mı? Herkesin sağlık tanımı farklıdır. Siz de bir tanım yapın. Bu tanımdan yola çıkarak sağlık kodlarınızı oluşturun.

40- Kafein alın: Çay ve kahve yoluyla makul miktarlarda kafein almanın vücuda yararı olduğu artık kanıtlanmış bir gerçek. Kafeinin kardiyovasküler ve merkezi sinir sistemi üzerindeki etkisi, bizi daha enerjik ve aktif kılar.

41- Detoks: Böbreklerimiz, ter bezlerimiz, karaciğerimiz, akciğerlerimiz ve sindirim sistemimiz… Detoksu kendi vücudumuzdan daha iyi kim bilebilir? Bu yüzden zorlayıcı, hatta zaman zaman tehlikeli detoks yöntemlerine başvurmaya hiç gerek yok.

42- Güneş yanığı: Ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden cildinizi koruyun. Önlem alırken kulaklarınızın üstü, enseniz ve saç derinizi de ihmal etmeyin.

43- Uykusuzluk: Uyku bize ne kadar yiyeceğimizi, enfeksiyonlarla savaşıp savaşmayacağımızı, ne kadar yaratıcı olabileceğimizi, yeni şeyleri ne kadar iyi öğrenebileceğimizi, stresle nasıl başa çıkabileceğimizi dikte eder. Beyin geceleri gün içinden daha aktiftir. Gece bir buçuk saat az uyuduğumuzda gün içindeki performansımız üçte bir oranında düşer.

44- Stiletto: Çıplak ayakla ya da rahatsız ayakkabılarla dolaştığınızda, gereksiz iltihaplanmalara sebebiyet verirsiniz. Vücuttaki iltihaplanmaların da Alzheimer, kanser ya da diyabet gibi hastalıklarla bağlantısı vardır.

45- Meyve suyu sıkmak: Meyve suyu, meyveden farklıdır, işlemden geçmiştir. Sıktığınızda lifleriyle birlikte bu liflerdeki besinler de çöpe atılır.

KAYNAK : f5haber.com













Yorum Yaz


.