Umudun adı anne sevgisi

Salı, Aralık 12, 2017, 21:22
Annelik kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Sadece 940 gram dünyaya gelen, beyin kanaması geçiren ve kalbi duran Zeynep bebeği hayatta tutmak adına büyük mücadele veren anne Peltekoğlu, şimdi öyküsünü prematüre anneleriyle paylaşıyor, onlara da umut oluyor.

Makine Mühendisi Uğur Peltekoğlu ile Fen Bilgisi Öğretmeni Dilek Peltekoğlu (41) çifti, 1 Nisan 2015’te ikinci bir çocukları olacağını öğrendi. Peltekoğlu’nun gebelik süreci, “plasenta previa (plasentanın bebek ile doğum kanalı arasında olması)” adı verilen sorun nedeniyle sağlıklı ilerlemedi.

Doktoru, hamileliğinin 26. haftasında kanama başlayınca kadının hayati riskini gözünde bulundurarak bebeğin anne karnından alınmasına karar verdi.

Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen operasyonda 940 gram olarak dünyaya gelen bebek, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kuvöze alındı, anne de yaklaşık 1 ay tedavi altında tutuldu.

Müdahaleye rağmen kuvözde 840 grama kadar düşen ve kalbi duran Zeynep bebek beyin kanaması da geçirdi.

Peltekoğlu, hastanede sağdığı sütünü üzerinde “Yaşamalısın” yazılı notlarla hastaneye gönderdi. Taburcu edilince de kızının yanına koşan anne, prematüre bebeklerin anne sıcaklığını hissetmesi için “kanguru bakımı” adı verilen yöntemle Zeynep’in hayatta kalması için mücadele verdi.

Yaşamasına imkansız gözüyle bakılan minik kızını yoğun bakımda göğsüne alan anne Peltekoğlu, ondan yaşamasını istedi, ninniler söyledi.

Hastaneden 3 ay sonra kızıyla beraber çıkan Peltekoğlu, şimdi 2 yaşında olan Zeynep’in öyküsünü, sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin her yerindeki prematüre anneleriyle paylaşıyor ve onlara da umut aşılıyor.

“Ona sevgimi göndermekten hiç vazgeçmedim”

Peltekoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gözlerini 26 haftalıkken açan bebeğinin sadece beyin ve kalbinde değil, soluk borusu ve bağırsağında da sıkıntıları olduğunu söyledi.

Zeynep’in sağlık durumuna ilişkin doktorların olumsuz konuştuğunu aktaran Peltekoğlu, şöyle devam etti:

“Her sağdığım sütün torbasına mutlaka not yazıyordum, hayatta ve bizimle kalmasını istiyordum. Ona sevgimi göndermekten hiç vazgeçmedim. Hastane yönetiminden izin alıp yoğun bakıma giriyor bebeğimi kucağıma alıp her gün ısıtıyor ona yalnız olmadığını anlatıyordum. Yattığım hastanenin camına konan kuşların ona benden haber götürdüğünü hissediyordum. Nihayet 3 ay sonra zafer bizimdi, kızımı alıp hastaneden çıktım.”

KAYNAK : star.com.tr













Yorum Yaz


.