Tarihin mirasçısı Mardin

Pazar, Mart 4, 2018, 22:12
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Mardin tarihi, kültürü ve mimarisiyle her zaman yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir kent. Taş evleri, dar sokakları, el sanatları, tarihi çarşı ve hanlarının yanı sıra zengin mutfağıyla her dönem ziyaretçileri kendisine çekiyor

Mardin… Tarihi, mimarisi, birçok medeniyete ev sahipliği yapmasıyla yerli ve yabancı turistlerin göz bebeği. Kentte turistleri çeken birçok zenginlik var; taş evler, telkâri sanatı, dar sokaklar, tarih, kültürel mekanlar, hanlar ve mutfağı… Bunlar kentin zenginliklerden sadece birkaçı. İki saatlik uçak yolculuğu ile güzel kent Mardin’deyiz. Yarım saatlik kısa bir araba yolculuyla da kent merkezine varıyoruz. Kentin sokakları dar, aynı zamanda sarp ve yokuş olduğu için şehirde eşeklerden faydalanılıyor. Kent merkezinde dolaşırken sık sık eşekleri görebiliyorsunuz.

DİZİLERİN VAZGEÇİLMEZİ
Görselliği ile öne çıkan Mardin özellikle kalesinin altına yerleşik eski şehriyle oldukça etkileyici. Kendine has dar sokakları, karakteristik taş evleri ve uzun uzadıya sürüp giden ova manzarasıyla ziyaretçileri büyülüyor. Uçsuz bucaksız Mezopotamya Ovasını ilk defa görenler ve şehirde yaşayanların söylediği bir söz var: “Gece de aynı yerden ovayı izlerseniz kendinizi denizin ortasında hissedebilirsiniz. Çünkü göz alabildiğine uzanan bu ovanın ortasında yolda giden bir araba, denizde giden bir gemiyi andırıyor.” Mardin sadece turistlerin değil dizi sektörünün de ilgi odağı olmaya devam ediyor. Kent birçok diziye mekan olmuş. Mardin’de konaklama da ayrı bir deneyim. Kentte konaklama için her ne kadar lüks oteller bulunsa da genellikle şehrin ambiyansını hissetmek isteyenler taş evlerden otele dönüştürülen mekanlarda kalıyor. Binlerce yıllık, kalın taşlardan yapılma bu oteller şehrin ruhunu yansıtmakla kalmayıp eşsiz bir ayrıcalık sunuyor.

TELKARİ SANATI
Kent, el sanatlarıyla da öne çıkıyor. Gümüş işleme sanatı telkari kentle özdeşleşmiş en önemli el sanatı. Ortadoğu’da canlanıp Mardin’den dünyaya yayılan telkari sanatının çarpıcı ürünleri ziyaretçileri tam anlamıyla büyülüyor. Mardin hâlâ en nadide telkâri işlemeler ve telkari ustalarına ev sahipliği yaparak aynı kalitede eserler ortaya koymayı sürdürüyor. Telkarinin yanı sıra kentte kuyumculuk, iğne oyası, sabunculuk, sedef işlemeciliği, taş oymacılığı ve keçecilik de devam ettirilen el sanatları arasında. Eğer çok fazla zamanınız olmasa bile kent merkezindeki tarihi ve kültürel mekanları görmenizde fayda var.

MARDİN ULU CAMİİ:

Kentin önemli simgelerinden olan cami, Artuklu dönemi mimari örneklerinden. Dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü. İki minareli inşa edilen caminin bugün tek minaresi mevcut. 1176’da yapılan caminin bugünkü minaresi ise 1888-1889 yıllarında yeni üslupla yapılmış. Erken dönemde özellikle güneydoğuda meydana çıkan, mihrap önü kubbeli enine gelişen cami plan ve formunun çok önemli bir örneğidir. Yapının malzemesi kesme taştır. Ulu Cami’nin kubbesi dıştan yivleme tekniğiyle yapılmış. Bu teknik ilk olarak bu binada kullanılmış.

DEYRULZAFARAN MANASTIRI:

Süryani kilisesinin önemli merkezlerinden olan Deyrulzafaran Manastırı kentte ziyaret edilecek önemli mekanların başında geliyor. 1932’ye kadar 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olan ve üç kattan oluşan manastır, 5.yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle bugünkü haline 18. yüzyılda kavuşmuş. Mardin ve Kefertüth Metropoliti Aziz Hananyo’nun 793 yılında başlattığı büyük bir tadilat sonrasında manastır ilk olarak onun adıyla Mor Hananyo Manastırı olarak anılmış. 15.yüzyıldan sonra ise manastırın etrafında yetişen zafaran (safran) bitkisi nedeniyle Deyrulzafaran (Safran Manastırı) adıyla anılmaya başlanmış. Kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışları ile güzel bir mimari örneği olan manastır uzun tarihi boyunca Süryani Kilisesi’nin dini eğitim merkezlerinden biriydi. Mardin Metropoliti’nin ikametgahı olan Deyrulzafaran Manastırı bugün de Süryani kilisesinin önemli dini merkezlerinden biridir.

TARİHİ ÇARŞI VE HANLARI:

Kent, çarşılar ve hanlar yönünden de zengin. Baharattan takılara sabunlardan şallara kadar alışveriş tutkunları için isabetli bir kent. Tarihi Arasa İş Hanı, Kayseriye Pasajı, Kapalı Çarşı, Hasan Ayar Çarşısı, Meşkin Çarşısı, Bülbüller Çarşısı, Cumhuriyet Çarşısı, Nalburiyeciler Çarşısı, Un Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı bu çarşılardan bazıları.

ZİNCİRİYE MEDRESESİ:

Mardin’de hüküm süren son Artuklu Sultanı Melik Necmettin İsa bin Muzaffer Davud bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılmış. Halk arasında Zinciriye Medresesi diye de anılıyor medrese. Doğu ve batı uçlarındaki dilimli kubbeler, yüksek anıtsal portalı ile uzaklardan dikkati çekiyor. Yapı, iki kat üzerinde avlu, cami, türbe ve çeşitli ek mekanlardan oluşuyor. Üst kat daha çok küçük oda mekanlarından oluşmaktadır. Bunlar bir zamanlar medresede okuyan kişilerin odacıkları. İlk defa Mardin’de görülen Timur (Hicri 789 ve 803) ve ordusu ile savaşmış olan Melik Necmeddin İsa bir süre bu medreseye hapsedilmiş.

ETİN HER TÜRLÜSÜ ÇOK LEZZETLİ
Mardin, mutfağı en zengin illerden. Şehrin hemen her lokantasında, kebapçısında bu lezzetleri tatmak mümkün. Mardin usulü içli köfte, işkembe dolması, soğan kebabı, kaburga dolması bu lezzetlerden birkaçı. Mardin çöreği de yöreye özgü lezzetlerden. Etin her türlüsü bu kentte çok lezzetli. Bu lezzeti tadabileceğiniz adreslerden biri de Kebapçı Rıdo. Tamamen yörede beslenen hayvanlardan sağladığı etin lezzetini tarif etmek neredeyse imkansız.

MURAT ŞENGÜL

KAYNAK : sabah.com.tr













Yorum Yaz


.