Sorununuz insomnia mı, hipersomnia mı?

Pazartesi, Ocak 19, 2009, 17:49
Sağlık kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Özellikle menopoz dönemi yaklaşırken çok sayıda kadın, uykusuzluk (insomnia) veya aşırı aşırı uykululuk (hipersomnia) sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Peki ya sizin sorununuz hangisi?

Kadınların menopoz döneminde yaşadıkları fiziksel ve ruhsal değişiklikler arasında, çoğu kez gözden kaçan veya yeterince önem verilmeyen yaygın sağlık sorunlarından biri de uyku bozukluklarıdır. Özellikle menopoz dönemi yaklaşırken çok sayıda kadın, uykusuzluk (insomnia) veya aşırı aşırı uykululuk (hipersomnia) sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, uykunun insan sağlığının en temel öğelerinden birisidi olduğunu, yetersiz veya düzensiz uykunun yol açtığı problemlerin, genellikle kısa süreli ve geçici rahatsızlıklara sebep olmakla beraber, uzun süreli uyku bozukluklarının, kalıcı ve ciddi sonuçlar yarattığının artık tıp çevrelerinde kabul edildiğini belirtiyor.

Geçtiğimiz yıllarda tıp bilimi, uykunun basit ve pasif bir kendinden geçme değil, son derece karmaşık mekanizmalarla düzenlenen, içimizdeki saatlerle yönlendirilen ve genel sağlığımızın her alanını etkileyen çok yönlü bir fonksiyonun olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bugün uykunun sadece süresinin değil, karmaşık iç yapısının, yani kalitesinin de çok önemli olduğu artık kesin olarak bilinmektedir.

Menopozda uyku kalitesini bozan faktörler arasında, özellikle hot flash denen, hararet ve ter basması bulunmaktadır. Terleme ve ateş basmaları kadınların uykusunu bölmekte, tekrar uykuya dalmayı güçleştirmektedir. Bunun sonucunda ise kadın gün içinde yorgun olmakta ve uykululuk hali artmaktadır. Ayrıca yavaş yavaş gece uykularından da nefret etmeye başlar.

Menopoz sırasında sık görülen duygusal dalgalanmalar ve depresyon da gece uykularını olumsuz yönde etkiler. Depresyonun çok sık rastlanan bir belirtisi de uyku sorunları olduğu için menopoz sırasında kadınlar uyku sağlığı bakımından tam bir kısır döngünün içine girebilirler. Harvard Tıp Fakültesinde 2008 yılında yapılan bir araştırmada menopoz süreci içindeki kadınların %56’sında hot flash’lar görülürken %53’ünde bir uyku bozukluğu da olduğunu uyku laboratuvarı testleriyle ortaya koymuş bulunuyor. Stanford Üniversitesinde 2006 yılında yapılan bir araştırmada bu oranın %79 olduğu saptanmıştı.

Son yıllarda önem kazanan bir başka sorun da, menopoz sırasında ortaya çıkan hormonal değişikliklere bağlı olarak, kadınlarda karşılaşılan obstruktif uyku apnelerinde görülen artıştır. Horlama, ağız kuruluğu, dinlendirici olmayan bir uyku, gecede birkaç defa tuvalete gitme ihtiyacı, gün boyunca yorgunluk, uykululuk, bellek bozuklukları ve sıkıntı hali ile kendini gösteren uyku apnesi hastalığına genelde erkeklerde rastlanmaktadır. Menopozdan sonra kadınlardaki uyku apnesi hastalığı oranı, erkek vaka sayısına yaklaşmaktadır. Uyku apnesi aynı zamanda tansiyon artışına ve nabız yükselmesine de sebep olmakta, kalp krizi ve beyin kanaması riskini de artırabilmektedir. Bu nedenlerle menopoz tedavisi yapan hekimlerinin hastalarının uyku sorunlarını da dikkatle sorgulamaları, ailedeki kardiyovasküler risk faktörlerini de gözönünde tutmaları ve etkin tedavi yöntemlerini kullanmaları gerekmektedir.

Genellikle hormon tedavisi gören kadınlarda, uykusuzluk şikayetleri azalmaktadır. Hatta Mayo Kliniğinden bir grup araştırmacı, tek bir doz depo hormon (depoMPA) uygulanmasının bu sıkıntıları %70 oranında azaltabildiğine dair bazı veriler elde etmişlerdir. Dikkatle seçilmiş ve takip edilmiş durumlarda antidepressan ilaçların da hem uyku hem hot flsh sorunlarıyla başaçıkmakta yararlı olduğu bilinmektedir. Her zaman yararlı olan genel uyku hijyeni tavsiyeleri, menopoz süresinde özellikle önem taşır: Alkol ve kahveden özellikle akşamları uzak durmak, ağır akşam yemeklerinden kaçınmak, serin ve sessiz bir odada uyumak pamuklu giysiler ve yatak takımları kullanmak, hem ter basmalarını azaltmakta hem de genel olarak uykuyu daha derin ve sağlıklı bir hale getirmeye yardımcı olmaktadır.

Menopoz sırasındaki psikolojik sorunlar artarsa, psikolojik danışma ve tedavi yöntemlerinden faydalanmak şarttır. Eğer içimizdeki biyolojik saatin ayarı menopoz sırasında bozulursa, daha sonraki yıllarda tedavisi daha zordur. Menopoz sürecindeki kadınların maruz kalabilecekleri başka sağlık sorunlarının yanısıra, aile, iş, eş ve sosyal çevreyle oluşabilecek maddi ve duygusal problemler iç dengelerini bozmaktadır. Özellikle rahatsız uykunun yol açacağı genel direnç azalmasına bağlı olarak böyle problemlerin sağlığa maliyeti de ciddi olarak artmaktadır.

Menopoz, ergenlik gibi, yaşamın doğal bir sürecidir ve bir hastalık değildir. Bu sürecin etkileri ve getireceği sorunlar kişiden kişiye hem genetik hem de çevresel faktörlerle yakından ilgilidir. Yeni araştırmalar gösteriyor ki yaşamımızın her evresinde sağlıklı bir uyku, beynimizin ve vücudumuzun sağlıklı işleyebilmesi için olmazsa olmaz bir önem taşımaktadır.













Yorum Yaz


.