Soğuk algınlığı efsaneleri

Pazar, Mart 11, 2012, 0:17
Sağlık kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Hava bir soğuyor, bir ısınıyor. Ya fazla kalın giysiyerle sokağa çıkıp terliyoruz ya da ince giyinip üşüyoruz. Çevremizdeki emen herkes aksırıp tıksırıyor, burunlar akıyor, boğazlar ağıyor… Hastalık bu kadar yaygın olunca, tabii herkesin de bu konuda söyleyecek bir sözü oluyor. Ne var ki doğru kabul edilen, ama aslında yanlış olan pek çok bilgi ortada dolaşıyor. Uzmanlar uyarıyor: Anihava değişimi hasta etmez; stres, soğuk algınlığını tetiklemez; hastayken spor yapılmaz… (www.brigitte.de)
Bağışıklık sistemini güçlendiren bitkisel ilaçlar almak, soğuk algınlığını önler.
Bu yöntemle soğuk algınlığının önüne geçmek mümkün değil. Hatta uzmanlar, bağışıklık sistemini güçlendiren bitkisel ilaçları uzun süre kullanmamak gerektiğini, bu preparatların uzun vadeli etkilerinin araştırılamamış olduğunu söylüyor.
Klimadan virüs kapılabilir.
Modern klimalar çoğunlukla filtreleme sistemine sahip, bu nedenle klimadan virüs kapılmaz. Ancak klimanın çalıştığı ortamlarda kuru hava yüzünden solunum yolu mukozasında kuruma oluşur. Bu da virüslerin daha kolay etkili olabilmesine yol açar. Yapılacak şey, kalın giyinmek, bol bol sıvı tüketmek.
Yeni nesil virüsler daha güçlü.
Virüsler güçlenmedi, insanoğlu güçsüzleşti. Sürekli kapalı ve ısısı ideal ortamlarda bulunduğumuz için, vücudumuz ‘şımarıyor’; zor koşullara meydan okumayı ‘unutuyor’.
Hapşırırken elle ağzı kapatmak, hastalığın çevredekilere bulaşmasını engeller.
Virüsler 5 metre kadar uzağa sıçrayabilir. Ağzınızı eliniz veya kolunuzla kapatsanız da hâlâ bir sürü virüs etrafa dağılabilir. Hapşırırken mendil kullanmak, mendili hemen çöpe atmak ve akabinde elleri yıkamak daha etkili bir yöntem.
Ani hava değişimi hasta ediyor.
Hasta eden ani hava değişimi değil, kıyafetlerimizi hava durumuna göre ayarlayamamamız. Örneğin hava ısındığında, fazla kalın giyipin dışarı çıkıyoruz. Terlediğimiz için üstümüzdekileri çıkarıyor ve sonra üşümeye başladığımızın farkına varmıyoruz…
C vitamini almak sağlık garantisi.
C vitamini almak, maalesef hastalığı önlemiyor. Ancak şifayı kaptıktan sonra C vitamini almak, hastalık süresini, az da olsa kısaltıyor.
Pencere açık uyuyanlar daha az hastalanıyor.
Yatak odasının buz gibi olmasını, gücünüze güç katmaz. Almanya’daki Münih Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırmasına göre, yatak odasının serin olması iyi ama ısı 18 dereceden aşağı düştü mü, vücut strese giriyor.
Her türlü stres hasta eder.
Stres, bağışıklık sistemini zayıflatmaz. Hatta paraşütle atlamak gibi olağanüstü koşulların bağışıklık sistemine yararı bile dokunuyor. Ne var ki, vücuttaki kortizol hormonu seviyesinin yükselmesine yol açan stres faktörleri, bağışıklık sisteminin elini zayıflatıyor. Tabii stresin ‘sadık dostları’, kötü beslenme, içki, sigara ve uykusuzluk da hastalığa davetiye çıkarıyor.
Grip veya soğuk algınlığı geçirdikten hemen sonra yeniden hastalanma riski düşük.
Ortalıkta pek çok farklı virüs ve bakteri dolaşıyor. İyileştikten sonra, bir başka bakteri veya virüs sizi hasta edebilir.
Ateşin yükselmesi iyidir.
Pek çok kişi, yüksek ateşin bakteri ve virüsleri öldürdüğünü düşünüp, ateş düşürücü ilaçlar kullanmaktan kaçınıyor. Oysa yüksek ateş, virüs ve bakterileri öldürmediği gibi, dolaşım sistemini de zorluyor. Uzmanlar, ateş düşürücü kullanılmasını öneriyor.
Spor yapmak, soğuk algınlığına iyi gelir.
Evet, düzenli spor bağışıklık sistemini geliştiriyor, ancak hastalık başlar başlamaz spora ara vermek gerek. Aksi takdirde basit bir soğuk algınlığı, ciddi komplikasyonlar doğurabilir. Ender olmakla birlikte en kötü sonuçlardan biri, ölümcül olabilen kalp kası iltihabı.

SABAH













Yorum Yaz


.