Şener ve Şık için 375 gün sonra tahliye kararı

Pazartesi, Mart 12, 2012, 23:47
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


İstanbul 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un tahliyesine karar verdi. 375 gündür tutuklu bulunan Nedim Şener ve Ahmet Şık cezaevinden tahliye edildi. Cezavinden çıkışında açıklamalarda bulunan Şener ilk haberinin Hrant Dink ile ilglili olacağını söyledi. Şener “Hrant için Adalet için diyerek cezaevine girdim, Hrant için Adalet için diyerek çıkıyorum. En çok kızımı okula götürmeyi özledim. İlk haberim Harnt Dink ile ilgili olacak. Önce yargıladılar sonra hapse attılar. Gerçek hapsedilemez.” diye konuştu.

Silivri Cezaevi önünde tahliyeleri bekleyenlerin arasında bulunan ve eşlerini almak için Silivri’ye gelen Vecide Şener ve Yonca Şık, Silivri Cezaevi’ne ring aracıyla alındılar. Nedim Şener ve Ahmet Şık’la cezaevinde ilk olarak eşlerinin görüşeceği daha sonra tahliyeler gerçekleşti.

4 İSME TAHLİYE

“Ergenekon” soruşturması kapsamında Odatv’de yapılan aramalar sonrasında gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın’ın da aralarında bulunduğu 10’u tutuklu 13 sanık hakkında açılan davanın 11’inci duruşması yapıldı. Duruşma neticesinde Şener, Şık, Coşkun Musluk ve Sait Çakır’ın tahliyesine karar verildi.

Mütalaasını açıklayan Savcı Ufuk Ermertcan, Odatv yazarı Çakır’ın tahliyesini isterken, diğer dokuz sanığın tutukluluk halinin devamı yönünde karar verilmesini istemişti.

GEREKÇE: TUTUKLULUK SÜRESİ

Mahkeme heyeti, Şener, Şık, Çakır ve Musluk’un tahliyeleri yönündeki karara gerekçe olarak, “suç vasfının değişme ihtimali” ve “tutuklu kaldıkları süre”yi gösterdi.

6 SANIĞA TAHLİYE YOK

Mahkeme aralarında Yalçın Küçük ve Soner Yalçın’ın da bulunduğu 6 tutuklu sanığın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Mahkeme tutukluluğun devamı kararına, ‘tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması ve dosyadaki dijital verilerle ilgilii henüz bir bilirkişi raporunun sunulmamış olması’nı gerekçe gösterdi. Mahkeme kararını açıklamak için sadece sanık avukatlarını salona alırken sanık yakınları ve basın mensupları içeri alınmadı.

İLK HABER KIZINA

Tahliye kararını dışarda bekleyen avukatlardan öğrenen sanık yakınları sevinç gözyaşları döktü. Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık tahliye kararını öğrenir öğrenmez kızları Mina’yı arayarak mutlu haberi verdi. Adliye önünde bir süre bekleyen sanık yakınları ardından tahliyelerin gerçekleşeceği Silivri Cezaevi’nin yolunu tuttu.

18 HAZİRAN’A ERTELENDİ

Mahkeme ayrıca,dava dosyasındaki dijital verilerle ilgili bilirkişi raporu hazırlayacak olan TÜBİTAK’a olası gecikmenin önlenmesi amacıyla raporun en hızlı şekilde hazırlanması için yeniden müzekkere yazılmasına karar verdi. Duruşma 18 Haziran’a ertelendi.

BUGÜNKÜ DURUŞMA SÜRECİ…

YALÇIN KÜÇÜK GELMEDİ

Oda tv davasına 45 günlük aranın ardından bugün devam edildi. Dava kapsamında Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Oda Tv Genel Koordinatörü yazar Doğan Yurdakul, 21 Şubat’ta sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmişti.

Özel yetkili İstanbul 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 11’inci duruşmasına aralarında Nedim Şener, Ahmet Şık ve Hanefi Avcı’nın da bulunduğu tutuklu dokuz sanık katılırken ikinci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı bu davanın tutuklu sanığı Yalçın Küçük ise duruşmaya katılmadı. Yalçın Küçük’ün ikinci Ergenekon davasında savunmasının alınmasına başlanmıştı. Tutuksuz sanıklar Yurdakul ve Ahmet Mümtaz İdil duruşmaya katılmazken, tutuksuz sanık İklim Ayfer Kaleli de duruşmada hazır bulundu.

TÜBİTAK’A DİJİTAL DELİLLER GÖNDERİLDİ

Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, dava dosyasıyla ilgili gelişmeleri açıkladı. Başkan Ekinci, TÜBİTAK’a müzekkere yazıldığını daha önce belirlenen bilirkişi listesine yapılan itiraz nedeniyle başka bir bilirkişi listesi istendiğini, gelen 10 kişilik listeden ise 3 kişinin belirlendiğini belirtti. Başkan Ekinci, dosyadaki dijital delillerin imajlarının ve sanık avukatlarının konuyla ilgili verdiği dilekçeler ve mahkemenin hazırladığı sorularla birlikte gönderildiğini ifade etti. Başkan Ekinci ayrıca, kuruma raporun en hızlı şekilde hazırlanmasını istediklerini belirten bir yazıda gönderdiklerini bildirdi.

EMNİYET: “ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden mahkemeye gönderilen Ergenekon yapılanmasının bir terör örgütü olup olmadığına ilişkin cevap yazısındaki, “Konu kovuşturmayı yürüten bağımsız mahkemelerin yetkisinde kalmakla beraber ‘Ergenekon’ yapılanması bir terör örgütüdür” açıklaması Başkan Ekinci tarafından okundu. Davanın tutuklu sanığı Barış Terkoğlu’nun ikametinde ele geçirilen ve MİT’e ait olduğu belirtilen dokümanların “gizlilik” derecesinde olduğunu açıklayan Başkan Ekinci, bu nedenle söz konusu belgelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından muhafaza altına alındığını söyledi. Başkan Ekinci İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Hanefi Avcı’nın yargılandığı Devrimci Karargah davası dosyasının bir örneğinin talep üzerine gönderildiğini kaydetti. Duruşmada, Ahmet Şık’ın avukatı Fikret İlkiz’in savunmasında eksik kalan bölümleri anlatması için söz verildi.

Fikret İlkiz iddianamedeki iddiaları tek tek yanıtlarken “Medya faaliyetlerini iddialarınızın delili olarak sunuyorsunuz” dedi. Hakim Ekinci, İlkiz’i “Siz diye kast ettiğiniz savcılık makamıdır. Öyle söylerseniz daha doğru olur. Biz daha karar vermedik” diye uyardı.

‘SİZİN AVLUNUZDA KAÇ AVUÇ GÖKYÜZÜ VAR?’

İlkiz savunmasında şunları söyledi:

– AİHM çerçevesinde ifade ve düşünce özgürlüğünü bu salonda tartışmamamız için hiçbir sebep yok

– Bu davanın iddianamesi yazılırken hukuk ve insan hakları kurallarına uyulmadığını görüyoruz. İddianamenin hukuka aykırı olduğu bizim için kesindir.

– Savcılık iddia makamıdır. Sanığın karşıtı değildir.

– Davaya bakan mahkeme olağan dönemde olağanüstü görevlidir.

– Bu davada savcıların davranış biçimleriyle yargı etiği ihlal edilmiştir.

– Barış, ”Cezaevi avlularında sadece bir avuç gökyüzü var” demişti. Savcılara soruyoruz; Sizin avlunuzda kaç avuç gökyüzü var?

– Hukuksuzluğun suç ortağı olmak istemiyoruz.

– Kimse gazetecileri topluma düşman olarak göstermesin, bu suçtur

– Başbakan kitaba bomba diyor. Nereden biliyor? Bu adil yargılamayı etkileme değil midir?

– İddianameyi yazanlar gazetecilikten zırnık kadar anlamıyor.

– Telefon tapelerinde benimle yaptığı görüşmeler var. Bana kitabıyla ilgili haberler çıktığında ‘Ne yapayım?’ diye sordu Ahmet Şık. Ben de ”Bir an önce yayınla da üzerindeki şaibe kalksın” dedim. İşte o tapelerdeki talimat verdiği iddia edilen Fikret Abi benim

– Gazetecilerin haber kaynakları gizlidir ve korunmalıdır.Ama bu davada haber kaynaklarına el konuldu

– İddianamede ‘anlaşılmıştır’, ‘tespit edilmiştir’ deniliyor ama biz ne anlayabildik ne tespit edebildik.

ŞIK VE ŞENER’İN ÇAPRAZ SORGUSU

Fikret İlkiz’in savunmasını tamamlamasının ardından Ahmet Şık ve Nedim Şener’in çapraz sorgusuna geçildi.

AHMET ŞIK: SUSMAM SUÇSUZLUĞUMDAN

Ahmet Şık çapraz sorgusunda şunları söyledi:

”Yine susma hakkımı kullanıyorum. Bilin ki susmam suçsuzluğumdan ve haklılığımdan.

Tapelerin tamamının okunması lazım. Savcı işine gelen yerleri almış, gelmeyen yerleri almamış.

Nedim Şener’in bu kitapla hiçbir ilgisi yok. Olsaydı söylerdim. Ben kimsenin emeğini yemem. Bu kitabı yazmakta tek katkı benim haber kaynaklarım”

NEDİM ŞENER: AHMET’E KATKIM YOKTUR

Üye hakim, Şener’e Dink cinayeti ile ilgili yeni kitap çalışmalarını sordu. Şık, “Çıkınca DDK’nın Dink cinayetiyle ilgili ortaya çıkardığı skandalı da anlatacağım bir kitap yazacağım” diye cevap verdi.

Nedim Şener sorusuna ‘Ahmet Şık’ın kitabının çıkması için yardımcı oldunuz mu?” sorusuna ”Yayınevinden Ertürk Bey’i tanırım. Ahmet’e katkım yoktur” yanıtını verdi.

ŞENER: AHMET’LE MAHKEMEDE AYRILDIK

Şener, sorgusunda şunları söyledi:

“Bu davada herkes yazdığı şeyden sorumlu. Benim zorluğum, başkalarının yazdıkları yüzünden suçlanıyor olmam

Beni dinleten Emniyet. İçine şifre de konmuş.

Dink cinayeti üzerinden emniyet ve jandarma yıpratılıyor

Ahmet’le mahkemede ayrıldık. Ben ‘ilahi adalet’ diyorum, o ‘diyalektik’ diyor

Kitapları yazdığıma ve katkı yaptığıma dair tek delil yok. Yargılama konum gazetecilik faaliyetimdir.

100’e yakın davaya çıktım. ‘İleride soracaklar neden yattın?’ diye ‘Yazmadığım kitaplardan’ demek zorunda kalacağım.”

SONER YALÇIN: BU BÖYLE SÜRÜP GİDECEK

Soner Yalçın çapraz sorgusunda ”Büyük ihtimalle bizi yine burdan Silivri’ye göndereceksınız. Yenıi bir tarih vereceksiniz. Biz tekrar gelip gazetecilik, yazarlık üzerine konuşmalar yapacağız. Masumiyetimizi anlatacağız ve tekrar Silivri’ye döneceğız. Bu böyle sürüp gidecek. Bu yüzden herhangi bir talebim yok. Tutukluluk kararı veren hakim ve savcıların en az 3 gün hapishanede yatması gerekir” ifadelerini kullandı.

BARIŞ TERKOĞLU: BENİ HAPSEDEREK ENGELLEYEMEZSİNİZ

Gazeteci Barış Terkoğlu da çapraz sorgusunda şunları söyledi:

“Ben inandıklarımı yazmaya devam edeceğim. Beni hapsederek engelleyemezsiniz. Gir çık, gir çık olacaksa müebbet verin veya tedavi ettirin beni. Çünkü ben tüm yazdıklarıma sonuna kadar inanıyorum. Ben Balyoz’la ilgili bir haber yapıyorum. Bir yanlışlığı düzeltiyorum. Ben adalete yardımcı oluyorum. Yaptığım haberlere ait bir düzeltme var mı? Yok. Demek ki doğru yapmışız.Sizden sadece bu tabloya baktığınızda bir hata yapılıyor mu diye bakmanızı istiyorum. Sizden tahliye isteyerek sizi zor durumda bırakmak istemiyorum. Ben adalet istiyorum. Bilgisayar kullanmamız konusunda kararınıza rağmen bilgisayarı kullanamamaktayız. Size çok şey söyleyecektim ama nasılsa beni bırakmayacaktınız. Bir dahaki sefere anlatırım. Odatv çalışanlarının evlerine son altı ayda 3 kez hırsız girdi. Hiç bir şey alınmadı, ev karıştırıldı. Ahmet Şık’ın kitabını Odatv’ye kimin koyduğunu bir dahaki duruşmada söyleyeceğim. Nasılsa tutukluluğum devam edecek. ”

MÜYESSER UĞUR: ARTIK HÜKÜM VERİN

Müyesser Uğur da çapraz sorgusunda ‘Artık hüküm verin” dedi ve şunları söyledi:

“Bizim konumumuzu anlaşılır halde açıklayabilir misiniz lütfen? Tecavüzcü mü, terörist mi ne? Artık bana hüküm verin. Buraya gelip gitmekten utanıyorum.

İklim Bayraktar benden daha ağır suçlarla yargılanıyor ama o tutuksuz ben tutuklu. Bunun nedeni onun sarışın benim esmer oluşum mu? Annemin durumu ağırlaşırsa onu görmek için izin istiyorum.”

DAVADAN NOTLAR…

– Mahkeme Başkanı Yalçın Küçük’ün gelmediğini görünce “Yalçın Küçük yoksa duruşmanın yarısı bitmiş demektir” dedi ve güldü.

– Aralarda sanıkların kulağına birşeyler fısıldadığı görülen Emin Aslan salondan çıkartıldı. Hakim, ”İleride tanıklığına başvurulabilir” dedi.

– Hanefi Avcı kitabının çıktığı yayınevinin redaktör ve editörlerinin duruşmaya getirilmesini bu tarih karmaşasını aydınlatmalarını talep etti

– Hanefi Avcı gelecek duruşmada bir saat bilgisayarlı sunum yapma sözü aldı hakimden.

– Avukat Celal Ülgen, Doğan Yurdakul’un tahliyesi için “Yetmez ama teşekkürler” dedi.

– Sait Çakır gazetelerde çıkan ‘Tuncay Özkan’ın tecriti bitti’ haberleri hakkında “Özkan tecritten alınmadı. Ben tecrite Tuncay Özkan’ın yanına alındım” dedi.

– Duruşmaya, aralarında Ruşen Çakır ve Haluk Şahin’in de bulunduğu çok sayıda gazeteci de tutuklu gazetecilere destek olmak amacıtyla izleyici olarak katıldı. Yurt dışından bazı basın mensuplarının da duruşmayı izlediği görüldü.

hürrieyet.com.tr













Yorum Yaz


.