Reklam panolarında gördüğümüz bu kız kim?

Pazartesi, Kasım 4, 2013, 22:16
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Şehrin dört bir yanında siyah dantelli çoraplarıyla bilboard’larda gördüğümüz “Bu güzel kız da kim” diye merak ediyorsanız, açıklayalım…


Amerikalı ünlü model Emly DiDonato. “Globalleşen dünyada farklı ırkların sentezi olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum” diyor dünyanın en güzel kadınlarından Emily DiDonato. İtalyan baba ve İrlandalı bir annenin kızı. Ve hünüz 22 yaşında ama 5 yıl önce Guess’la başladığı modellik kariyerini Maybeline New York’un ardından da Giorgio Armani’yle devam ettiriyor. Şimdi de Calzedonia’nın yeni yüzü…


Bu aralar şehrin tüm caddelerinde o var. Durakta otobüs beklerken ya da yolda, siyah dantelli çoraplarıyla bilboradlarda görmüşsünüzdür. İtiraf edin, biraz kıskanmış bile olabilirsiniz….


Haziran ayında da Ankara Shopping Fest’in tanıtım yüzü olduğu için Ankara sokaklarındaydı…


“Türkiye’yi çok seviyorum. Daha önce de keşfetme şansım oldu…


Kumsalları, tarihi ve antik eserlerini gördüğümde çok etkilendim. Kebap ve tatlılarına bayıldım” demeyi ihmal etmeden ülkesine döndü…


Türkiye onu bu yıl keşfetti ama DiDonato’yu ilk keşfeden ailesi olmuş. Ailesinin ısrarlarına dayanamayıp New York’ta ilk ajansına kaydolmuş. Aynı gün, bir kaç proje teklifi almış bile. “Ertesi gün çalışmaya başladım” diyor…


Modellikte kısa zamanda çok yol kat etmesi sadece güzelliğinden olmasa gerek. Bu görüşüme katılıyor…


“Önemli olan kendine güven ve kendini güzel hissetmek çünkü gerisi kendiliğinden geliyor” diyor…
Zira onun için gerçek güzelliğin tanımı, “Yolda inanılmaz bir güvenle yürüyen kadın”! “Güzelliğine güvenme, bir sivilce yeter” atasözümüzü desteklercesine de bir laf ediyor ki alçak gönüllülüğünün sırrı da burada yatıyor…


“Önemli olan insanın içinden gelen güzelliktir çünkü fiziksel olan her şey bir gün değişir ve kimse ne olacağını bilemez.”
Ancak elbette bazı güzellik sıraları var. “İyi bir gece uykusu almak çok önemli. Cildi nemli tutmak. Bol su içmek. Her gün antrenman yapmak. Genelde her gün koşu bandında koşuyorum…
Pilates yapmayı da çok seviyorum.” Kusursuz vücudunu bir de her zaman bol miktarda yediği sebze ve meyveye bağlıyor. Ama arada kaçamak yaptığını da itiraf ediyor: “Kimin pasta karşısında ağzı sulanmaz ki!”


Sıkı durun, şimdiye kadar kimsenin bilmediği birkaç sırrını da bizimle paylaştı DiDonato: “Gözlerim çok bozuk…


Evimi ve ailemi çok çabuk özlerim. Göz tembelliğim var. Topuklu ayakkabılarla çok ama çok kötü yürüyorum…


” İşte kendine güven de bu olsa gerek. Ayrıca kusurluluk pirim yapıyor bu devirde. Daha insani kılıyor belki de. Zaten modellere bakışın da artık değiştiğini düşünüyor…
“Günümüzde modeller sadece bir yüz veya vücut olmaktan çıktı. Artık sadece güzel bir yüz veya görsel olmaktan çok, kim olduğumuzu gösterebilme fırsatımız var” diyor…
O da her fırsatta kendini geliştirme çalışıyor, özellikle de seyahatlerde. Zaten hayatı uçakta geçiyor. Avrupa ve Amerika arasında mekik dokuyor. Modelliği biraz da bu yüzden seviyor. Yolculuklarında en çok müzik dinliyor…


Hip hop ve elektronik dans müziğine bayılıyor. Ayrıca dinlerken söyleyebileceği müzikleri de sevdiğini belirtiyor; “Taylor Swift’in şarkıları gibi”.
Boş zamanlarınıysa ailesi ve arkadaşlarıyla geçiriyor. New York’un kuzeyinde yaşayan ailesinin doğayla iç içe yaşadığı kentte yürüyüş yapmaya bayılıyor…
Şehirde arkadaşlarıyla takılıp, yemeğe, sinemaya ve alışverişe gidiyor. “Sevgilisi var mı” diye merak ettiyseniz, “Çok güzel giden bir ilişkim var ve çok mutluyum” diyor…

DiDonato kendisi için mükemmel bir günü şöyle tanımlıyor:

“Mükemmel bir gün harika bir antrenmanla başlar…

İyice terledikten sonra, arkadaşlarımla bruncha buluşup sohbet etmek…
Sonrasında ya Central Park’a ya da Batı Yakası’ndaki nehir kenarına gidip bir banka oturarak güneşin tadını çıkartmak; akşamına ise kalabalık bir grup olarak yemeğe geçip ardından da dans etmeye gitmektir.”
KAYNAK :Aysun Öz
milliyet.com.tr














Yorum Yaz


.