Pena Sarayı görenleri büyülüyor

Çarşamba, Şubat 7, 2018, 22:29
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Lizbon’a trenle 40 dakika mesafedeki Sintra şehrinde görülmeden dönülmemesi gereken yerlerin başında Pena Sarayı geliyor…

Saray rengârenk yapısı ve farklı mimarisi ile sanki masallar için yapılmış hissi veriyor.

Avrupa kıtasının batıdaki son noktası olan Palacio Pena’nın (Pena Sarayı) arazisi saray ve park olarak, 1995’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış.

Lizbon’un Rossio tren istasyonu, sadece Sintra istikameti için kullanılıyor. Tek hat var ve 10 dakikada bir tren kalkıyor.

Parkın listeye girme nedenini görünce anlıyoruz. Tren istasyonu Sintra’nın Estefania mahallesinde. Burada çoğunlukla yabancıların evleri bulunuyor.

Eski Casino binasındaki Modern Sanatlar Müzesi, Berardo Koleksiyonu’nun bir kısmına ev sahipliği yapıyor.

UNESCO’nun koruma kapsamına girdiği halde parka insan eliyle yapılmış ilaveler dikkat çekiyor.

Bir tepe tarihsel figürlerin yaptırdığı bahçeler ve arboretumla parka dönüştürülmüş. Küçük trenle ya da yürüyerek geziliyor.

Küçük gölcükler, farklı mimari üsluptaki çeşmeler, mağaralar, şapeller, kral heykeliyle süslenmiş. 529 metre irtifadaki zirvede gözlem alanı ve büyük bir haç bulunuyor.

Pena Sarayı parkın ortasında. Kraliyet yazlığı olarak, bir ortaçağ manastırının üstüne yapılmış. Saray, manulin tarzın alaycı bir kopyası gibi kubbeler, kuleler, mazgallar ve renk karmaşası silsilesine sahip.

Kraliçe 2’nci Maria’nın kocası, Ferdinand tarafından Alman mimar, Baron Eschwege’ye, 1840 yılında yaptırılmış. İçi ise, 1940’da Portekizden kaçan kraliyet ailesinin bıraktığı gibi korunmuş.

Saray, park alanında bir tepenin üzerinde konumlanmış. Açık havada Lizbon’un metropollerinden bile rahatça görülüyor. Mimarisi 19’uncu yüzyıl romantizminin belirgin temsilcilerinden. Portekiz’in ulusal anıtlarından ve yedi harikasından biri.

Pena, yüzyıllar boyunca küçük bir manastırmış. 1755 Büyük Lizbon Depremi’nde harabeye dönüşmüş. 1838’de Kral 2’nci Ferdinand, eski manastırı ve Mağrib Kalesi’ne kadarki alanı düzenleyip yazlık saray yaptırmaya karar vermiş.

Son Portekiz Kraliçesi Amelia’nın sürgüne gitmeden önceki gecesini geçirdiği saray, 1910’da cumhuriyetin ilanıyla ulusal anıtlar kategorisine alınmış, müzeye dönüşmüş. Bugün yabancı konukları ağırlıyor.

Karmaşık mimarisiyle şaşırtan saray pek büyük değil. Kademeli olarak geçilen iki geniş iç avluya sahip. Cephedeki, üslup karmaşası, renk cümbüşü, yapıyı benzersiz, kategori dışı bir konuma oturtmuş. Konumuyla da iddialı. Atlas Okyanusu’na ve geniş bir ormana yukarıdan bakıyor.

Bir uçurumun başındaki işaret taşı Avrupa’nın en batı noktasını gösteriyor. 140 metre yüksekliğindeki kayalıkların üstünden okyanusu görülüyor..

Coğrafi olarak, vurgulayıcı bir konumda olmak, sanki kıtayı biz keşfetmişiz gibi bir mutluluk veriyor.

Portekizliler, kaşiflerin ve büyük gemicilerin Portekiz’den çıkması şaşırtıcı değil. O kadar koyu, kararlı ve azametli bir havası var ki okyanusun, sizi kendine doğru çekiyor ve karşı koymakta zorlanıyorsunuz.

Pena Sarayı…

KAYNAK : ensonhaber.com

 

 

 













Yorum Yaz


.