Öğrenciye özel ders yazılımı yapılacak

Cumartesi, Mart 10, 2012, 23:04
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Öğrencilerin hangi derslerde zorlandığı belirlenecek ve özel ders yazılımı yapılacak.

Bilfen Okulları ‘Öğrenme Stilleri Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Ziya Selçuk, yeni dünya düzeninde bireye göre özgünleşen yapıların ortaya çıktığını belirterek “Bir öğrencinin matematik problemini çözerken hangi noktada zorlandığı görülerek o öğrenciye özel ders yazılımı yapılacak” dedi.  Uluslararası Öğrenme Stilleri Ağı Yöneticileri Dr. Louis Favre ve Susan Rundle ise dünyada öğrenme stilleri modelini uygulayan okulların başarılarını her yıl arttırdıklarına dikkat çekti.

Dunn&Dunn Öğrenme Stilleri Modelinin Türkiye’de ilk, dünyadaki 34. merkezi olan Bilfen Okulları, Prof. Dr. Ziya Selçuk, Susan Rundle ve Dr. Louis Favre’in katılımıyla düzenlediği sempozyumda ‘her öğrenci farklı öğrenir’ mesajını bir kez daha dile getirdiler. Öğrenme stilleri konusuyla çok uzun yıllardan beri ilgilendiğini belirten Prof. Dr. Ziya Selçuk, “Harvard Üniversitesi’nde çoklu zeka programını izlerken eksik bir yönü olduğunu gördüm. Çoklu zekanın sınıf içi uygulamalarında bir desteğe ihtiyacı vardı. Bu ihtiyacı öğrenim stilleri modeli tamamladı” dedi.

Öğrenme Stilleri Modeli konusunda 27 kitabı, 450’den fazla çalışması olan Prof. Dr. Rita Dunn’ın 2007 yılında Türkiye’de bu modeli tanıtmıştı. Modelin Türkiye’ye adaptasyonu çalışmalarında yer alan Prof. Dr. Ziya Selçuk, tüm dünyada eğitim modellerinde değişikliklere gidildiğini söyledi. Prof. Dr. Selçuk “Şimdiye kadar bireye göre ortam düzenlenirdi, şimdi gelişmiş ülkelerde ortamın bireye göre değiştirilmesi gündeme geldi. Buna semantik öğrenme deniyor. Yani bir öğrencinin matematik problemini çözerken hangi noktada zorlandığı görülerek o çocuğa özel ders yazılımı yapılacak. Yeni tabletler üzerinde işlem yapılırken çocuğun kas gelişim özelliklerini bile belirleyen, ekranın rengini kişinin özelliklerine göre ayarlayabilen yazılımlar var. Bireye göre özgünleşen bir yapı ortaya çıktı” diye konuştu.

Yaratıcı çocuklar anlaşılmıyor

Yaratıcı çocukların gözde olmayan öğrenciler arasından çıktığına dikkat çeken Selçuk, öğretmenlerin bu çocukları yaramaz, uyumsuz olarak nitelendirdiklerini, bu nedenle yaratıcı çocukların arada kaybolduklarını söyledi. İsveç’te okulların bireysel isteklere göre şekillendiğini anlatan Selçuk, gelecekte derslik ihtiyacını kapattıktan sonra Türkiye’nin de bu tür yapılanmaya gideceğini vurguladı. Okulda başarısız olan çocukların büyük çoğunluğunun dokunsal ve kinestetik olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk şunları söyledi:

“Mevcut müfredat yapısı bu çocuklara uygun olmadığı için çocuk başarısız sayılıyor ama aslında bu çocuklarda sorun yok. Sorun ortam ve öğretmenden kaynaklanıyor. İlköğretimde öğrencilerin yüzde 85’i global iken bu öğrencilerin öğretmenlerinin çoğu analitik. Birbirlerini anlamıyorlar. İkili grup çalışmaları eğitim sistemimizde çok az. Oysa dünyada öğretmenden öğrenme oranı yüzde 30’lardayken, akrandan öğrenme oranı yüzde 90’lara çıkıyor. Öğretmenler önce kendi stillerini saptayıp ondan sonra öğrencilere yönelmeliler.”

Susan Rundle “Öğrenme stilleri modeline uygun tasarlanan eğitim ortamına ulaşan öğrenciler şanslı. Mesela Filipinler’de 80 öğrenciye 1 öğretmen düşüyor. Sınıfta mobilya olmadığı için öğrenciler yerde oturuyor. Ama ortam nasıl olursa olsun, eldeki imkanları doğru kullanarak öğrenme stilleri uygulandığında başarıya ulaşabiliyor. Sadece sınıf değil öğretmen ve öğretme biçimi de değişti. Filipinler bu modelle başarıyı yakaladı” dedi.  Her yaşın bir biyolojik saati olduğuna ve öğrenmenin bu saate göre yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Rundle “Lise öğrencisini sabah 7’de okula göndermemeliyiz. Çünkü o yaşın vücut saati 10’dan önce pek çalışmaz. Buna dikkat etmek gerekir” uyarısında bulundu.

Teknoloji başarıyı artırıyor

Son dönemde teknolojiden faydalanarak verilen eğitimin öğrenciler üzerindeki etkisinin araştırıldığını belirten Dr. Louis Favre “Akıllı tahta kullanımının, teknolojiden faydalanarak verilen eğitimin öğrencilere ne gibi faydalar sağladığı araştırıldı. Bunun sonuçlarına göre teknoloji destekli eğitim daha çok ortaokul öğrencilerinin başarısını arttırıyor. İlkokul öğrencisi de akıllı tahtadan faydalanıyor, teknolojik ürünleri kurcalayıp, öğrenmeye çalışıyor. Teknolojinin öğrenmede başarıya olumlu etkisi var” diye konuştu.

İlköğretim 8’inci sınıfta yapılan Seviye Belirleme Sınavı’nın Türkiye için önemli olduğunu hatırlatan Dr. Louis Favre şunları söyledi:  “Öğrenme stilleri modelini uygulayarak Türkiye’de de öğrencilerin başarılarını arttırmak mümkün. Öğrenme stilleri modelinin uygulandığı okullarda 1’inci sınıftan 5’inci sınıfa kadar tüm dersleri içeren testlerde puanların 4-10 arasında arttığı, matematik testinde ise 13 puanlık bir artış olduğunu gözlemledik. İlköğretim 6,7 ve 8’inci sınıfa devam eden 11-13 yaş arası öğrencilerde ise genel test başarılarında yüzde 17 oranında bir artış olurken, matematik testinde de yüzde 15-21 arasında bir artış tespit edildi. Şunu unutmamak gerekir: Herkesin öğrenme biçimi farklı. Elimizde sihirli değnek yok. Ama öğrencilerin nasıl daha iyi öğrendiklerini tespit edip bunu sınıfta sağlıklı bir biçimde uyguladığınız taktirde sonuçların nasıl değiştiğini göreceksiniz.”

hürriyet.com.tr













Yorum Yaz


.