Nakillerin görünmez kahramanları

Perşembe, Mart 29, 2012, 21:37
Sağlık kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Türkiye’nin ve dünyanın konuştuğu rahim, yüz ve çift kol nakillerinin görünmez kahramanları Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri, Türkiye’de ilk yüz nakli yapılan Uğur Acar ve ölümün kıyısından dönen Türkiye’de ikinci çift kol nakli yapılan Atilla Kavdır’ın yoğun bakım günlerini anlattı.

Dünyanın kadavradan ilk rahim naklini Prof. Dr. Münire Akar ile birlikte gerçekleştirdikten sonra Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol nakli ameliyatlarının altına da imzasını atan AÜ Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan’ın başarısının tamamlayıcı unsuru, yaşamla ölüm arasında gidip gelen hastaların hayatta kalmasını sağlayan AÜ Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri oldu.

Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Atilla Ramazanoğlu, Doç. Dr. Murat Yılmaz ve Doç. Dr. Melike Cengiz, özellikle çift kol nakli yapılan Atilla Kavdır ve diğer hastalara uygulanan tedavileri anlattı. Atilla Kavdır’ın ameliyatın ardından ciddi bir yoğun bakım süreci geçirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ramazanoğlu, tüm ana bilim dallarının işbirliğiyle Kavdır’ı 22’nci günden itibaren servise çıkarabildiklerini söyledi.

“ELİMİZ HASTALARIN ÜZERİNDE”

1993 yılında 3 yatak ile kurulan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yoğun bakım servisinin bugün 25 yatakla hizmet vermeye devam ettiğini aktaran Prof. Dr. Ramazanoğlu, yılda yaklaşık 1300 hastaya yoğun bakım uyguladıklarını belirtti. Yoğun bakımlarda organ nakli yapılan hastaların önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Prof. Dr. Ramazanoğlu, “Hastanın yoğun bakımda kalma süresinin uzaması işlerin kötü gittiği anlamına gelmemelidir. Önemli olan elinizin hastanın üzerinde olmasıdır. Sürekli hastanızın herşeyi ile çok yakından ilgilenmeniz gerekir. Yoğun bakımda her hastanın bir doktoru olması gerekmektedir” dedi.

“HEMŞİRE SAYIMIZ ÇOK AZ”

Dünyadaki yoğun bakım ünitelerinin ciddi anlamda enfeksiyon sorunu yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Atilla Ramazanoğlu, enfeksiyon riskinin önlenmesinde hemşire sayısının önemine dikkati çekti. Yoğun bakımların altyapısının iyi yapılmasının yanında hemşire sayısının da artırılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ramazanoğlu, “2 yoğun bakımımız var. Hemşire sayımız 31. Bu gerçekten yeterli değil. Özellikle gece nöbetlerinde zaman zaman 5 yatağa bir hemşiremiz kalıyor. Bizim en az 50 hemşiremiz olması gerekiyor” diye konuştu.

“MORAL MOTİVASYONLA ÇALIŞIYORUZ”

Prof. Dr. Ramazanoğlu, yoğun bakımların dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını da aktardı. Prof. Dr. Ramazanoğlu, “Dünyanın hiçbir duygusu sizin kaybedilebilecek bir hastayı yoğun bakımdan taburcu etmenizdeki mutluluğu veremez. Yoğun bakımlarda kaybettiğimiz hastalar da oluyor ama birçok hastayı da taburcu edebiliyoruz. Bu bizler açısından çok önemli. Moral motivasyonla çalışıyoruz. Atilla Kavdır’ın taburcu olduğu günkü duyduğum hazzı kelimelerle ifade etmek mümkün olmayacaktır. Yoğun bakımlar ölümlerin geciktirildiği yerler olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

ATİLLA’NIN BAŞINDA 72 SAAT

72 saat yoğun bakımdan çıkmayıp çift kol nakilli hasta Atilla Kavdır’ın hayatta kalması için mücadele veren Doç. Dr. Murat Yılmaz ise Kavdır’ın yoğun bakımdaki ilk haftasında ölümle yaşam arasındaki ince çizgiden döndüğünü söyledi. Kavdır’da ilk hafta ciddi kanama ve böbrek sorunlarıyla karşılaştıklarını kaydeden Doç. Dr. Murat Yılmaz, “3 gün boyunca Atilla’nın başından ayrılmadım. Antalya’da yapılan ilk karaciğer nakli yapılan hastamız da 6 yaşındaydı. Ben onun başından da 2 gün gitmemiştim. Biz hastalarımızla yatıp kalkarak başarıyı sağlıyoruz. Evimize gittiğimizde de burayı terk etmiyoruz. En ufak değişiklikten sürekli haberdar ediliyoruz. Ben başarının bu şekilde geldiğine inanıyorum” diye konuştu.

HASTALARA GÖZÜMÜZ GİBİ BAKIYORUZ

’Öğretim üyesi Doç. Dr. Melike Cengiz de yoğun bakım hastalarının bir bütün olarak değerlendirildiğini ve ekip halinde görüldüğünü vurguladı. Yoğun bakım hastalarının 7 gün 24 saat izlenmesi gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Melike Cengiz, “Biz hastaları hep kabullenip gözümüz gibi bakarak iyileştirebiliyoruz” dedi.

TÜRKİYE’NİN İLKLER

Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Estetik Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol nakli ile dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirdi.

Muğla’nın Milas İlçesi’nde motosikletiyle geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden 23 yaşındaki Fatih Demirel’in iki kolu, 25 Eylül 2010’da, Aydın’da 2008 yılında iki kolunu dirsek altından mısır silaj makinesine kaptıran 29 yaşındaki Cihan Topal’a nakledildi. Bu operasyon, Türkiye’nin ilk çift kol nakli olarak tıp literatürüne geçti.

Prof. Dr. Özkan başkanlığındaki ekip, 9 Ağustos 2011’de de 21 yaşındaki Derya Sert’e 7 saat süren operasyon sonunda dünyanın ilk kadavradan rahim naklini yaptı. Daha önce birçok ülke doktorlarının canlı vericiden denediği, fakat başarılı olamadığı rahim naklini bu kez kadavradan alarak yapan ekip dünya tıp literatürüne girdi. Derya Sert’e, nakilden önce uygulanan tüp bebek işlemiyle hazır bekletilen dondurulmuş embriyo bu yıl Ağustos ayında nakledilecek ve hamile kalacak.

Geçen 21 Ocak’ta da aynı hastanede dünyanın ilk üçlü uzuv nakli yapıldı. Uşak’ta tren çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan 6 çocuk babası, tekstil işçisi, 39 yaşındaki Ahmet Kaya’nın yüzü Türkiye’de ilk defa yapılan ameliyatla mermer işçisi 19 yaşındaki Uğur Acar’a kolları ve sağ bacağı ise belediye temizlik işçisi 34 yaşındaki Atilla Kavdır’a nakledildi. Kılcal damarlar nedeniyle uyum sorunu yaşayan ve morarma görülen bacak ertesi gün ameliyatla alındı. Sağlık durumu iyi olan Uğur Acar taburcu edilirken, Atilla Kavdır’ın tedavisi ise hastanede sürüyor.

hürriyet.com.tr













Yorum Yaz


.