Kadın Magazin

Üye Menüsü
  Kullanıcı Adı:
 
  Şifre:
 
  Her ziyaretimde otomatik giriş yap
 

 [ Şifremi unuttum ]
 [ Üye Ol ]
 

Arama Yap



Moda eşittir Beyoğlu
 

Başlığa cevap gönder    -> Alışveriş / Moda
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj

cemre


Editör


Kayıt: 05 Mar 2008
Mesajlar: 2057
Şehir: Ankara

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Pzr Hzr 22, 2008 11:11 pm    Mesaj konusu: Moda eşittir Beyoğlu Alıntıyla Cevap Gönder



Şimdilerde her ne kadar alışveriş daha çok Nişantaşı’na yapılsa da Beyoğlu’nun modadaki yeri başkadır. Bu eski İstanbul’da da böyleydi


Bizde moda Beyoğlu’nda başlar. Birçok şeyin başlangıcında olduğu gibi, giyim kuşam da, o zaman İstanbul’un en batılı noktası olan Pera’da batıyla tanışır. Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Avrupa kokusu büyük mağazalardan yükselir. Galata’dan Pera’ya uzanan bir hatta Orozdibak, Tiring, Luvr, Karlman, Stein, Brod, Mayer gibi mağazalar vitrinlerinde meraklılarına Avrupa başkentlerinin modellerini sunarlar. Aynı tarihlerde terzilik kurumu da bir ilerleme içine girer.

O döneme imza atmış terziler arasında, adı bugüne (biraz da Tünel’deki apartmanının da etkisiyle) kalmış olanların başında Botter gelir.

Sermet Muhtar Alus ise, yirminci yüzyıl başında adı sık duyulan İşpigel (Spiegel) ile Kalivrusi gibi terzileri andıktan sonra, o dönemin en ünlü terzisinin Galatasaray’ın karşısında bulunan Efijeni olduğunu söyler. Ayrıca, Galatasaray Hanı’nın altında yer alan Spiegel kadın terzisinin de ‘Amazon modeli elbiseleri’ ile meşhur olduğunu buna ekler. Sait Duhani ise ünlü terziler listesine sosyetimizi giydiren Büyük Kadın Terzihanesi’nin sahibi Madam de Milleville’i ve Marguerite Modaevi’ni ekler.

ISMARLAMA SANATI

Cumhuriyet dönemi terzilerine ise Rakım Ziyaoğlu’nun anılarında değinilir: ‘Bugün Rus Başkonsolosluğu’nun çalıştığı bina yanında yeniden yapılmış 447 nolu apartmanın birinci katında, Cumhuriyet döneminin ortalarına kadar devlet adamları, iş adamları, elçiler, sanatçılar, bankacılar, şık denilecek kimseler, sürekli yayınlariyle politikada etkin olmuş Falih Rıfkı, Kázım Şinasi, Necmettin Sadak gibi politikacılar ve benzeri kişilerin terzisi Ekonomidis’in kumaş ve atölyesi vardı.’ Aynı binanın tam altında ise en kaliteli İngiliz erkek kumaşlarını alabileceğiniz Josef Kolaro’nun mağazası bulunurdu.

Ismarlama elbiselerden hazır giyim alanına geçtiğimizde, elbette ki bir dönemin ünlü giyim mağazaları karşımıza çıkar. Eski yazarların üzerinde en çok durdukları büyük mağaza, önceleri Bonmarşe, ardından da Karlman Pasajı olarak anılan alışveriş merkezidir. Bugün yerinde Odakule’nin yer aldığı bu mağaza, o zaman da Beyoğlu ile Tepebaşı arasında bir geçit oluşturdu.

Diğer mağazalar hakkında da kısa kısa bilgiler verelim. Lion Mağazası Kallavi sokağının girişinde bulunuyordu. Bugün Galatasaray’daki Yapı ve Kredi Kültür Merkezi’nin yerinde ise ünlü Baker Mağazası bulunuyordu. Baker’ın diğer bir mağazası da Tünel’deydi ve mefruşat ürünleri satıyordu. Şimdilerde Beyoğlu Kitabevi’nin bulunduğu binanın yerinde olan Mayer Mağazası’nın alt, giriş katı erkek giyim eşyalarına (iç çamaşırdan ayakabıya dek), üst katı ise kadın reyonlarına ayrılmıştı. Üst kattaki geniş, üç köşeli vitrininde sürekli olarak en son kreasyonlar sergilenirdi.

VAKKO’NUN YERİ AYRIDIR

1950’li yıllar giyim kuşam dünyasındaki anlayışların değişmesi, bu alandaki kan değişimlerinin de başlamasına neden olacaktır. Sonraki dönemlerin ünlü terzileri ve modaevi sahipleri bu tarihlerde isimlerini duyururlar. Bunların en ünlüsü, ticarete Beyoğlu’nda Şen Şapka mağazasıyla başlayan Vitali Hakko’dur.

Beyoğlu’nun bundan sonraki döneminde moda ile ilişkisi eskiden olduğu ölçüde güçlü olmadı. Modanın merkez bölgeleri şehrin değişik bölümlerine yayıldı. Hatta bir dönem Beyoğlu’nun modada belirleyici bir işlevi kalmadı. Ama daha sonra Beyoğlu’nun yeniden yükselişi ile semt ikinci baharını yaşamaya başladı. Bu süreç ise başka bir yazının konusu...

Beyoğlu ve moda ilişkisi hakkında daha geniş bilgi edinmek isterseniz, bu ay yayınlanan Beyoğlu dergisine göz atmanızı salık veririm...


Balkon ve davlunbaz


REFİ’ Cevad Ulunay Osmanlı’nın son döneminde Avrupai modaların kadınlarımızı nasıl değiştirdiğini şöyle anlatır: ‘Meselá bizim gençliğimizde (...) evvelá balkonlu göğüs ve kalça makbuldü. Bunu temin için kumaş kaplı demir korseler vardı. Bunlar sábit dişlerle birbirine geçirilir, ondan sonra ipek kordonları arkadan var kuvvetiyle çekilir, sıkıştırılır, pek tabii olarak koltuk altı, mide, göğüs kısmında ne kadar et varsa korsenin açık kalan yukarı kısmına pırtlar, göğüslerin hacmine gore mükemmel bir balkon husule gelirdi. Belin tazyiki karın kısmındaki etleri kalçaya veriştirir. Orada davlunbaza benzeyen bir çıkıntı husule gelirdi. O zamanki iç çamaşırları diz kapağını geçen paçası dantelli donlardı. Bunun üstüne renk renk eteklikler geçirilir, ondan sonra asıl elbise giyilirdi. Bacakta mutlaka uzun konçlu siyah çoraplar, ayakta da yine bağlı botlar bulunurdu.’ Ulunay, nasıl dünün modaları bize gülünç geliyorsa, bugünün modalarının da yarın gülünç bulunacağını söylemeden edemez...

(Milliyet, 22 Ağustos 1955)


Gökhan Akçura
Teferruat
akcura@ttmail.com
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Sponsor
Önceki mesajları göster:   
Başlığa cevap gönder  


1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz


eXTReMe Tracker


Güvenlik Sistemi CBACK CrackerTracker
7 saldırı girişimi engellendi.

Copyright © 2006 Kadın Magazin