Kendi sarayınızın şerbetçisi olun

Salı, Haziran 6, 2017, 20:12
Sağlık kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Osmanlı döneminde su ve ilaç yerine kullanılan, kristal kadeh, buzdan kâselerde servis edilen, satış fiyatı ve ikram şekli kanunname ile belirlenmiş şerbet kültürü yeniden hayat buldu. İBB Kültür A.Ş. Ramazan ayında içinizi ferahlatacak 100 şifa kaynağı şerbeti Geçmişten Günümüze Şerbetler kitabında topladı.

Yemek danışmanı ve yazar Nilgün Tatlı, Osmanlı’nın unutulmuş şifa kaynağı içeceklerimiz olan şerbetleri yeniden mutfaklarda baştacı etmemizi sağlıyor. Nilgün Tatlı’nın kaleme aldığı Geçmişten Günümüze Şerbetler kitabı, Ramazan ayında bedenin direncini artıracak, susuzluğu unutturacak tariflerle dolu. Okuyucular evde kolaylıkla hazırlayabilecekleri bu şerbetleri iftar ve sahur sofralarında konuklarına ikram edebilir. Geçmişten Günümüze Şerbetler kitabında, Mevlana’nın hastalara şifa verdiğini, susuzluğu ve harareti giderdiğini söylediği sirkencübin şerbetinden, İbn-i Sina’nın Tıbbın Kanunu kitabında bahsettiği andız otu şerbetine; Hekimbaşı Salih bin Nasrullah’ın sıvı ilaç adını verdiği nilüfer şerbetinden, ferahlatan demirhindi şerbetine; doğum yapan hanımların ağrılarını azaltan lohusa şerbetinden, yılbaşı şerbetine kadar 100 şerbet yer alıyor. Biz de kitaptan bazı tarifleri sizlerle paylaşmak istedik.

İstanbul çeşmelerinden şerbet akardı

Osmanlı döneminde, yaz aylarında meyve ve çiçeklerden yapılan şerbet mayaları, cam ve porselen kavanozlarda, kışın tüketilmek üzere kuru ve serin taş odalarda saklanırmış. Daha sonra bu mayaların üzerine su ilave edilir, karıştırılır ve içilirmiş. Osmanlı sarayında şerbetler, saray mutfağının helvahane adı verilen bölümünde hazırlanıyordu. Mübarek gün ve gecelerde ise varlıklı kimseler İstanbul’un meşhur çeşmelerini şerbetlerle doldurup halka ikramda bulunuyorlardı.

Kanunnamesi çıkarılmıştı! 

Osmanlı döneminde şerbete verilen önem; ilgili hususların kanunnamelerde yer almış olmasıyla da daha net anlaşılır. Kanunnamede; şerbetçiler gözlenecek, üzümün okkası bir akçeye alındığında şerbetin iki okkası da bir akçe olacak, yapılan şerbetlerde misk ve gül kokusu olacak, çok ekşi ve suyu çok olmayacak, şerbetlerde kar ve buz olacak, taslar ve kâseler temiz olacak” şeklinde maddeler bulunuyordu.

HANIMELİ ŞERBETİ

Sarayda ve İstanbul’da yaşayanların sıklıkla kullandığı hanımeli yazın buz gibi şerbet, kışın da kurutulup demlendirilerek şifa olmuştur. Kabukları ve taze yaprakları midenin su toplamasında, idrar zorluğunda, nefes darlığında, gut hastalığında, bronşitte ve öksürükte tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

MALZEMESİ

– 2 çorba kaşığı kurutulmuş hanımeli veya daldan koparılmış yıkanmış taze hanımeli çiçekleri

– 4-5 çorba kaşığı toz şeker

– 5 su bardağı su

– Yarım limon suyu veya 2 çorba kaşığı mandalina suyu.

YAPILIŞI

Suyu kaynatıp kurutulmuş hanımelini ekleyip, bir taşım kaynatın. Altını kapatıp, şekeri ilave edin. Buzdolabında sabaha kadar bekletip, servis yapmadan önce mandalina veya limon suyunu da koyun. Süzüp, soğuk servis yapın.

ERİK ŞERBETİ

Anavatanı kuzey İran olan erik ‘Büyük İskender tarafından Balkanlar’a getirilmiştir. Erik, B vitamini, magnezyum ve potasyum bakımından çok zengindir. Erik şekerle kaynatılıp içildiği zaman safraya, idrar söktürmeye, terleme rahatsızlığına iyi gelir.

MALZEMESİ

– 500 gram çekirdekleri çıkarılmış yumuşak erik

– 5-6 çorba kaşığı toz şeker

-4-5 su bardağı su, yarım limonun suyu.

YAPILIŞI

Bir kâsede erik ve şekere limon suyunu da ekleyip, eriği biraz ezin. Ağzı kapalı bir kapta buzdolabına koyup, sabaha kadar bekletin. Daha sonra 2 su bardağı suyu ekleyip, güzelce ezin veya blenderden geçirip, soğuk servis edin.

AKASYA ŞERBETİ

Akasya çiçeği Eski Yunan’dan günümüze kadar yüksek ateşi düşürmek, kanamaları durdurmak için yararlanmanın yanı sıra bahçeleri ve yolları süslemek için ve çeşitli merasimlerde kullanılmıştır. Saray ve halk mutfaklarına son dönemlerde giren akasya çiçeğinin şerbet, şerbet mayası, reçel ve bazı tatlılarda kullanıldığı günümüze gelen bazı reçete ve masraf defterlerinden bilinmektedir. Gözü güçlendirmekte, diş etlerine, strese, safrayı artırmaya, soğuk algınlığına, astıma iyi gelmekte, göğsü yumuşatmaktadır. Kaynatıp suyuyla azalar ovulduğunda, sarkmaların önlenmesinde fayda sağlamaktadır. Günümüzde parfüm sanayinde, sabun yapımında, çay ve yağından yararlanılmaktadır.

MALZEMESİ

-4 çorba kaşığı akasya kurusu veya

– 2 çorba kaşığı akasya mayası (mayasıyla şerbet kaynatmadan soğuk suyla yapılır)

– 1 limon suyu

– 6-7 çorba kaşığı toz şeker

– 7 su bardağı su.

YAPILIŞI

Suyu kaynatıp şekeri ilave edip eritin. Akasya kurusunu da ilave edip çiçekler açılana kadar kaynatın. Daha sonra limonu da ilave edip altını kapatın. Soğuduktan sonra servis yapın.

Şerbet mayası nasıl yapılır?

Şerbet mayası yapmak için mevsiminde toplanan ve yenebilen kokulu çiçeklerin beyaz kısımları kesilip, tohumları ve yeşil taç yapraklarından ayıklanıp, yıkanıp süzülmelidir. Kâğıt havluyla suyu iyice aldıktan sonra şeker veya limon tuzu ile suyunu çıkarana kadar iyice ovulup, cam kavanozlarda buzdolabında saklanmalıdır. Saklanan bu mayalar yazın ve kışın arzu edildiğinde bir miktar alınıp şeker ve suyla karıştırılıp şerbet yapılır.

ANDIZ OTU ŞERBETİ

Anavatanı Orta Asya olan andız otu şurubunu İbn-i Sina akciğer ve göğüs hastalıklarını tedavi etmek için kullanmıştır. O dönem yaşamış olan hekimlerden kimisi göz şişkinliğinde, öksürük, kramp tedavisinde, kimisi de yılan sokmalarında, mide rahatsızlıklarında, siyatik tedavisinde andız otundan faydalanmıştır. Kökü ve yaprakları şifa dağıtan andız, bronşite, mide problemlerine, idrar söktürmeye, kusmaya, solucan düşürmeye, vücudu güçlendirmeye, karaciğer hastalıklarına şifa olmakta.

MALZEMESİ

– 1 çorba kaşığı kurutulmuş ve ufalanmış andız yaprağı

– 2-3 çorba kaşığı bal

– 4 su bardağı su

– 1 çorba kaşığı limon suyu.

YAPILIŞI

Kaynayan suya andız yaprağını koyup altını kapatın. Tencerenin ağzını da kapatıp demlenmeye bırakın. Ilıyınca içine balı ekleyip, güzelce karıştırıp süzün. Soğuduktan sonra, sıcak yaz günleri servis yapın.

LEYLAK ŞERBETİ

Anavatanı Asya olan Leylak ağacını Avrupalılar ilk defa İstanbul’da görmüşler. Çiçeğinden, ağacının kabuğundan ve dalından çıkarılan yağından yararlanılır. Yıllardır, leylaktan yapılmış parfüm ve sabunlar, günümüzde de sevilerek tüketilir. Leylak, kramplara, mide şişkinliğine, bağırsak gazlarına, gut hastalığına, sıtmaya iyi gelir, vücuttan zehirli toksinleri atar, ateş  düşürür. Cam şişeye konulan zeytinyağının içine leylak yaprakları dövülüp ve çiçeği konup güneşe bırakılmalı ve her gün 1-2 kere çalkalanmalı. 30-40 gün sonra süzülüp ağrıyan yerler bu yağ ile ovulmalı.

MALZEMESİ

– 3 çorba kaşığı leylak kurusu

– 3-4 çorba kaşığı toz şeker

– 4-5 su bardağı su, yarım limon suyu.

YAPILIŞI

Suyu çelik bir tencereye koyup kaynatın. Kaynayan suya leylağı koyup ocağı kapatın. Sabaha kadar serin ortamda bekletin. Servis yapmadan önce şekeri ve limon suyunu koyup şekeri güzelce eritin. Sonra süzüp soğuk servis yapın.

ZENCEFİL ŞERBETİ

Zencefil, MÖ 3000’den itibaren Hint, Çin ve Asurlular tarafından hem baharat hem de ilaç yapmak için kullanılmıştır. Roma dönemindeki ünlü hekimler, filiz zencefilleri salata olarak yemişlerdir. Ağızlarında çiğneyerek hazımsızlığı gidermiş ve ağızdaki mikropların temizlenmesini sağlamışlardır. Olgunlaştığında da yemeklere katmışlardır. İştah açıcı ve bulantı giderici olarak, göz ve mide rahatsızlıklarında, diş ağrılarında soğuk algınlığında ve birçok hastalığın tedavisinde kullanmışlardır.

MALZEMESİ

– 2 çorba kaşığı rendelenmiş taze zencefil

– 3-4 çorba kaşığı bal veya toz şeker

– 5-6 su bardağı su

– yarım limon suyu.

YAPILIŞI

Tüm malzemelere bir bardak su ekleyip, sürahi biçimli blender kabında güzelce karıştırın. Daha sonra kalan suyu da ekleyip, güzelce karıştırın. Süzüp, soğutun. Üzerine, ince kıyılmış taze naneyi ekleyip, servis yapın.

ÇÖREK OTU ŞERBETİ

Anavatanı Akdeniz kıyıları olan çörek otu idrar söktürmek, gaz gidermek, regl söktürmek, sütü artırmak için kullanılmıştır. Eski Yunan bilginlerinden Madaus eserinde, Peygamber Efendimizin (sav), çörek otuyla ilgili hadisinden bahsetmiştir. ‘Sizlere çörek otunu tavsiye ederim. Zira bunda ölümden başka her hastalık için şifa vardır.’ Bu nedenle, Müslümanların bir tutam öğütülmüş çörek otunu balla karıştırıp, sabah yediklerini yazmıştır.

MALZEMESİ

– 1 çorba kaşığı iyice ezilmiş çörek otu

– 4-5 su bardağı su

– 3-4 çorba kaşığı bal veya toz şeker

– 1 tatlı kaşığı limon suyu.

YAPILIŞI

Kaynayan suya çörek otunu koyup, altını kapatın. Soğuduktan sonra balı koyup, eritin. Limon suyunu ekleyip, güzelce karıştırın. Soğutup süzün. Soğuk servis yapın.

KAYNAK : star.com.tr













Yorum Yaz


.