Hz. İbrahim oğluna olan aşırı sevgisini kurban etti

Pazartesi, Kasım 7, 2011, 0:57
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Bugün Kurban Bayramı, aşırılıklardan kurtulmanın günü. Tasavvuf dünyasının ünlü ismi Cemalnur Sargut, Hz. İbrahim’in oğluna olan aşırı sevgisini kesmeye çalıştığı halini Kurban Bayramı olarak yaşadığımızı söylüyor. Sargut çocukları sevindirmek ve helalleşmek gerektiğini anlatıyor.

Kurban Bayramı’nı neden kutluyoruz?

Aslında Berat Kandili ile başlayan bir hikayedir bu. Berat Kandili’nde beratımızı alma isteğindeyiz, ‘Allahım inşallah temiz kağıdımı ver’ diye niyaz ettikten sonra Ramazan Bayramı’na giriyoruz. Ramazan, sabır ayıdır ve kutsaldır. Allah Ramazan ayını bütün aylara, Kadir Gecesi’ni ise bütün gecelere üstün kılmıştır. Çünkü kendi manası olan Kur’an ile tanıştırmış bizi. Ramazan’da sabırlı, nefsimize hakim olduğumuz bir devre geçirmemiz gerekiyor. Ağzın oruç tutmasından bahsetmiyorum, tüm organlarımız oruç tutmalı. Kötüye bakmayacağız, haram yemeyeceğiz, kalp kırmayacağız. Yani her şeyimizle Allah’a yakın olacağız. Bunu becerebildik mi Allah bayramla bizi ödüllendiriyor. Bu halimizi devam ettirirsek nefsimizin arzu ve isteklerini kurban etme bayramı geliyor. Hz. İbrahim’in oğlunu değil nefsini kurban ettiği, yani oğluna olan aşırı sevgisini kesmeye çalıştığı hali biz Kurban Bayramı olarak yaşarız.

Peki bayramda hayvan neden kesilir?

Her şeyin bir maddi ve manevi tarafı olduğu gibi bu bayramın da var. Maddi olarak hayvanın kesilmesi değil hayvanın insan olması serüveni yaşanır. Hayvan hayvanlık makamındadır, insan ise makamların en yücesidir. İnsan idrak diye sonsuz bir kuvvetli güve sahip. İdrağın kaynağı; kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi bilmektir. İşte hayvanın, hayvanlıktan kurtulup idrak haline geçmesi için insan tarafından yenmesi lazım. Burada hayvanın kurban edilmesi aslında insana karışması anlamına geliyor. Hayvan insana karışmak üzere hiç acı çektirilmeden, tek kerede kesilmeli. Kurban Bayramı’nın en büyük ritüeli hayvana acı vermemek. Bu yüzden gözünü bağlıyoruz. Onu insan olma makamına yükseltmek üzere şehit ediyoruz. Olayın hakikati bu. Ama iç manasıyla ‘Allah’ım ben kendi nefsimin arzu ve isteklerini senin huzurunda kurban ediyorum’ diyoruz.

Adet akıllının cehennemidir

Kurban etinin dağıtılmasının hakikati nedir?

Hac Suresi’nde de bu anlatılır; kurbanın üçte birini mutlaka kendin yiyeceksin, üçte birini komşularına, diğer üçte birini ise fakire vereceksin. Bunun iç manası şudur: Sen nefsinin arzu ve isteklerini o kadar güzel yok et ki ondan kendin faydalan, komşuların da sana benzemeye çalışsın.

Kurban Bayramı’nın Ramazan Bayramı’ndan farkı nedir?

Ramazan Bayramı nefisle mücadelenin, sabrın, öfkeyi yenmenin, kalp kırmayı engellemenin başlangıcı. Halka, Hak için muamele ederken kendimizi de sınırlandırıyoruz. Ramazan’ın bir özelliği de adetlerden kurtulmaktır. Her şeyi o kadar adet haline getiriyoruz ki… Nesefi Hazretleri ‘Akıllının cehennemidir adet’ diyor. İlla sabah kahvaltı etmek, öğle yemeği yemek gibi… Ramazan adetlerden hakikate geçmeyi sağlar. Kişinin nefsi tamamen terbiye olup veli makamına yükselir, kamil insan ise Kurban Bayramı ile olur. Kurbanlık kurbiyet, yani Allah’a yakın olmak demek. O nedenle alınan, kırılanların barıştığı bir gün.

Çocuklara hediye almalıyız

Kurban Bayramı’nda ne yapılmaz?

Vallahi her şey yapılıyor şimdi. Şu yapılır, bu yapılmaz diye bir kaide yok fakat kurban kesmek çok güzel bir şeydir. Maddi durumu iyi olmadığı için kesemeyenler komşusunun gönlünü alıp bir kişiyi memnun edebilir. Güleryüz kadar büyük ikram olamaz. Bayram manevi komşuluk, beraberlik, birbirine hürmet ve saygının zamanıdır.

Günümüzde pek çok kişi tatile çıkıyor.

Tabii dinlenme de zamanıdır. Hiç değilse bayramın ilk gününü büyüklere ayırmanın önemli olduğuna inanıyorum.

Bayramın ritüellerine gelirsek…

Bayramlaşmayı önce namazla başlatmalı. Camiye gidilmeli, cami cem olunan yerdir. İbn-i Arabi ‘Sokakta anlaşamayan insanlar camide bir araya gelir, farklılıkların birliği çok hoş bir şeydir’ diyor. Ama bayramın en önemli noktası çocuklar… Çocuklara bir Noel zevki yaşatmalıyız. Nasıl Hıristiyanlar Noel’de hediyeler alıyor. Noel’i cazip hale getiren Hıristiyanları tebrik etmek lazım, biz de aynı şeyi kandil ve bayramlarda yapmalıyız.

Bayram neleri temsil ediyor?

Birlikteliği, farklılıkları hoş görmeyi, helalleşmeyi. Bu tür günler kul hakkının üzerimizden kalkması için bir fırsattır. Allah ‘Bana sadece iki şeyle gelme, kul hakkıyla gelme ve benden çok başka bir şeyi sevme’ diyor.

Kurban Bayramı Aleviler için neden önemli?

Hz. Hüseyin ile alakası açısından çok önemli fakat hepimiz Hz. Ali’nin yolundayız. Hz. Muhammed buyuruyor ki ‘Ben ilmin şehriyim, Ali ise onun kapısıdır.’ Dolayısıyla Ali’nin kapısından girmeyen bir insanın peygambere ulaşması söz konusu değil. Bu yoldaysak eğer hepimizin Alevi olduğunu düşünüyorum. Hz. Hüseyin bizim için çok önemli. Çünkü Kur’an, Ehl-i Beyt’i sevmenin farz olduğunu söylüyor. Bir baba düşünün ki bütün evlatlarının şahadetini kendinden önce görmek istemiştir. Mucize buradadır çünkü hiçbir baba bunu yapmaz. Demek ki Hz. Hüseyin’in Allah’ın sevgilisi olduğu, normal bir insan olmadığı çok ortada. Onun şahadeti de şehitliğin ne kadar yüce bir makam olduğunu gösteriyor.

Hac’da neden kurban kesilir?

Hac’ın manası arafattır yani arif olmaktır. ‘Hac’da ben af olacağım’ diye bir şey yok fakat arif olursan af olursun. Arafat denen nokta Adem ile Havva’nın af olunduğu yerdir. Adem ruhumuz, Havva nefsimizdir. Yani nefsimiz kendini feda edip vücut ruhtan ibaret yani Allah’ın bizdeki varlığından ibaret kalırsa o zaman arif olur, her şeyin hakikatini görmeye başlarız. Hac’da maksat budur. Böyle olunca Allah sizi kutsuyor ve bir kurban nasip ediyor. Hz. İbrahim’in kendi nefsine olan düşkünlüğü kesmeye çalışması Allah’ın çok hoşuna gidiyor, orada kesmeye çalıştığı çocuğu değil ona manen aşırı düşkünlüğü. Bundan yola çıkarak neye aşırı tutkunsak onu kurban etmemiz lazım, onu yaparsak Allah bize kurban hediye ediyor.

Hayvanın hakkını koruyalım

Günümüzde hayvan hakları nedeniyle kurban kesiminin yanlış olduğunu düşünenler var. Sizce?

Her şeyin hakkı vardır, Allah her yerden tecelli eder. Bir hadis-i şerifte Hz. Musa’ya ‘Sana yarın geleceğim’ diyor. Hz. Musa kapıları açıyor bir uyuz köpekten başka bir şey yok ortada! O gece biraz naz ediyor, Allah ‘Geldim ya… Beni beslemedin ki’ diyor. Hayvana kötü muamele eden direkt Allah’a kötü muamele etmiş olur. Kurbanı şehit edelim ama Allah’ın emrettiği gibi. Hayvan hiç acı çekmeyecek, hiç bilmeyecek. Hayvan hakları için bar bar bağıranlar ıstakozları kaynar sularda canlı canlı haşlayıp yiyor, onları neden düşünmüyorlar?

Baktım felsefecilerin hepsi mutsuz 17 yaşımda Mevlana ile tanıştım

Mevlana ve Mesnevi ile ilgili çalışmalar yapıyorsunuz. Bu işe nasıl gönül verdiniz?

Uzun süre felsefeyle meşgul olmuştum. Ailem hiç karışmadı bu ilgime. Baktım ki felsefeciler hiç mutlu olmamış. Adamlar ne demişlerse hiçbirini yaşamamışlar. Biri intihar ediyor, diğeri deliriyor, nasıl bir şey bu dedim kendime. Bu beni negatif etkiledi. Anneme ‘Bana öyle bir kitap ver ki söylediğini yapmış, mutlu bir adam olsun’ dedim. 17 yaşımdayken annem Mesnevi’yi verdi. 24’üme kadar okudum. Altı yıl Mesnevi öğretmenliği ve öğrenciliğini bir arada yaptım, sonra yine hocamla bütün Mesnevi şerhlerini ve Kur’an ile mukayeseli çalışmalarını yaptım.

Mesnevi’yi de okuyan herkes anlayamıyor ama günümüzde herkes Mevlana’dan ilham alıyor. Bilmeden nasıl ilham alınıyor?

Mevlana buna cevap vermiş: ‘Benim kendi sözüm olsaydı, üç gün tesir ederdi. Ama Allah benden konuşuyor, onun için çok tesir edecek. Bu kitap bir gün gelecek kiliselerde havralarda okunacak.’ Bugün hepsi oluyor. Bu Mevlana’nın büyüklüğüyle alakalı. ‘İnsan-ı kamil Kur’an ile ikizdir’ diye bir hadis-i şerif var. Kur’an-ı okursanız anladığınızı düşünürsünüz ama hiç anlamadığınız ortaya çıkar. Mesnevi de böyle. Mesnevi’yi her kademeden insan okuyor ve ‘Ne güzel’ diyor. Kimi içindeki şiirsellikten zevk alıyor. Mevlana’yı çok iyi tanımak, onun nasıl bir ney olduğunu, kendine ait bir varlığı olmadığını, Şems ile nasıl yanıp tutuştuğunu bilmek lazım. Mevlana’nın iki hocası vardır: Şems ve Burhaneddin Tirmizi. Üçünün de hakiki adı Muhammed. Aslında ortada peygamberden başka biri yok, her devir bir başkasının kılığına girerek bize konuşuyor.

Mevlana’yı anlamanın üç anahtarı nedir?

Bu yol bir ilim yolu değil hal yoludur. Birincisi nefisle mücadele etmek lazım. İkincisi ömrün sonuna öğrenmeye devam etmeli. Üçüncüsü aczini bilmeli. Mevlana şöyle der:π ‘At idrarını yapmış, üzerine bir saman konmuş, onun üzerine bir sinek oturmuş ‘Var mı benim gibi kaptan-ı derya’ diye geziyor.’ Aczini bilince Allah’ın büyüklüğünü idrak ediyor, onn tenezzülüne aşık oluyorsun.

Hakkımda Bilmediğiniz 5 Şey? Son 15 yıldır sağlık için kırmızı et yemiyorum, vahşi buluyorum. Vejetaryen asla değilim, peygamberim değilmiş. Ama bayramda kavurmadan bir lokma mutlaka alıyorum, o manaya iştirak etmek için.Hep inceydim. Genç kızken biraz topluydum, ikinci çocuğumu kaybettikten sonra hep bu kilodayım. Yaşasa 27 yaşında olacaktı. Oğlum var, 36 yaşında.

Yemek yapmaya bayılırım. Türk Kadın Vakfı’ndaki tüm yemekleri ben yaparım.

Kimya öğretmenliğini çok severek seçtim, maneviyata çok yakın. Periyodik grubu anlatırken ‘mürşit elemenler’ derdim. Ömrümde üç kişi benim dersim yüzünden sınıfta kaldı, üçü de kimya mühendisi oldu.

Yedi sene piyano çaldım, klasik müzik eğitimi aldım. Operayı çok severim.

Halloween fenerini bizden öğrendiler Eski İstanbullu bir aileden geliyorsunuz. İstanbul’da eskiden bayramlar nasıl geçerdi?
Bir kırmızı ayakkabım için gece hiç uyumadığımı hatırlıyorum. Ailemiz çok zengin de olsa bize bayramda hediye alınırdı. Mendillerin içinde para dağıtılırdı, o parayla lunaparka giderdik. Kandil ve bayramlarda elimizde fener geceleri para toplamaya çıkardık. Çok güzel bir adetti. Şimdi Halloween (Cadılar Bayramı) yapıyorlar ya balkabağının içine mum koyuyorlar, bence bizden öğrenmişler. Şimdi çocuklar için çaba gösteriyorum. Benim pek çok öğrencim, onların çocukları var.
Bayramla ilgili bir anınızı anlatmanızı istesem?
Altı-yedi yaşındaydım, verem oldum. Üç ay boyunca yatağımdan hiç kalkamadım. Bayramlarda lunaparka giderdik, o zaman bayramda kurulurdu. Ablam bana çok güzel bir elbise dikti ve ailemizin büyükleri harçlık vermişti. Kızkardeşimin yanıma gelerek parasını yatağıma atıp ‘Sen ne zaman iyileşirsen o parayla o zaman lunaparka gideririz’ dediğini hatırlıyorum. Hiç unutamadığım hatıradır.

Röportaj Arkası Türk Kadınları Kültür Derneği’nin (TÜRKKAD) İstanbul Şubesi Başkanı Cemalnur Sargut tasavvuf, Mevlana ve Mesnevi ile ilgili çalışmalar yapan, bu konularda kitaplar yazan bir isim. Aslen kimya öğretmeni, hatta 20 yıl boyunca öğretmenlik yaptı.
Türk kahvesi içerek röportaj yaptığımız Sargut, kırmızı ceketi ve puantiyeli elbisesiyle 60’ında hiç göstermiyor. Ses tonu, inceliği ve zarafeti de görüntüsünü etkiliyor tabii…
İsminin hikayesini merak ettiğimi söyleyince anlatıyor: “Annemle babamın tam 10 yıl boyunca çocuğu olmamış.  Babam çok büyük bir iyilik yapmış ve bir evliyaullah elini açıp dua etmiş, o ay annem mucizevi bir şekilde hamile kalmış. Anne ve babamın hocası üç ayrı kişinin  rüyaya gelip ‘Kızı olacak, Cemal’den başka isim istemiyoruz’ demişler. Cemal, enerjisi çok yüksek bir isim, babamın iyilik yaptığı kişi Cemal’in yanına Nur’u eklemiş. İlkokul, lise ve üniversitede çok zorlandım. Hoş bir kızdım, notlar okunurken ‘Cemalnur’ diyorlar herkes bir erkek hayal ediyor. Kaçıp saklandığımı hatırlıyorum. İsmimin hakikatini anladıktan sonra elimden geldiğince ona layık olmaya çalışıyorum.

STAR













Yorum Yaz


.