Hürrem’in torunları

Pazartesi, Kasım 4, 2013, 23:02
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Lara Adra Sultan
“Hürrem Sultan’ın torunları prenses gibi yaşamıyor”
Gazeteci İnci Döndaş ve işadamı Ali Serim’in “Hürrem Sultan’ın Torunları” isimli kitabı sürgüne gönderilen Osmanlı hanedan ailesinin 12 kadın üyesiyle yapılan röportajları içeriyor. Döndaş: “Öyle hayal edildiği gibi bir prenses yaşamı sürdürmüyorlar. Çalışmak, para kazanmak, kira ve fatura ödemek durumundalar”

Nilüfer Cem

Gazeteci İnci Döndaş bundan yaklaşık üç sene önce bir gün, Osmanlı hanedan ailesinin üyeleriyle ilgili bir haber okur. Hani şu yine sadece ailedeki erkek üyelerin demeçlerine yer veren haberlerden biri… “Bu ailede kadınlar da var ama birkaçı dışında çok fazla görünmüyorlar. Oysa birçok kişi onları da merak ediyor” der ve bir kitap yazmaya karar verir…

Ayşe Gülnev Sultan
Ortada ne “Muhteşem Yüzyıl” ne “Fatih” vardır o zamanlar. Daha önceden tanıdığı, işadamı Ali Serim’i de katar bu yolculuğa. Döndaş ve Serim hanedan üyesi 12 kadınla yaptıkları görüşmeleri bir kitap haline getirirler, “Hürrem Sultan’ın Torunları” (Doğan Kitap) böyle çıkar ortaya.

Hanedan üyesi kadınlar ne tepki verdiler onlarla röportaj yapmak istediğinizi söylediğinizde?

“Ne soracaksınız?” dediler hemen. Yaşadıkları acı tecrübeler insanlara duydukları güveni biraz zedelemiş sanıyorum. Pek çoğu geri planda olmayı seçmiş. Ama neredeyse hepsini bunun bir kadın projesi olması cezbetti. Yine de siyaset, eş durumu ve din hakkında pek konuşmak istemediler. “Geçmiş geçmişte kaldı” diye düşündüğü için katılmak istemeyenler de oldu, sağlık sorunları sebebiyle katılamayanlar da..

Hanzade Özbaş
“Yemek de yapıyorlar, davete de katılıyorlar”

Kitaba dahil olmadığı için üzüldüğünüz bir isim var mı?

Fevziye Sultan’ın olmasını çok isterdim. Her şeyiyle ailedeki diğer kadınların örnek aldığı biri Fevziye Hanım. Maalesef sağlık sorunları sebebiyle kitapta yer alamadı…

Ayşe Gülnev Sultan

Sizce bu 12 kadının ortak özellikleri neler?

Hepsi çok kültürlü, dil bilen, Avrupai hanımlar. Ama öyle hayal edildiği gibi bir prenses yaşamı sürdürmüyorlar. Prenses deyince bir masal hayatı geliyor akıllara ama öyle değil bu kadınların hayatı. Çalışmak, hayatlarını idame ettirecek parayı kazanmak, kira ve fatura ödemek durumundalar. Kilolarından şikayet edip diyet yapan sizin, benim gibi insanlar aslında. Yemek de yapıyorlar, davetlere de katılıyorlar…

Hürrem Sultan’a benziyorlar mı?

Aralarında inatçı olan da var, olmayan da… Ama gerçekten hepsi çok güçlü kadınlar.

Daha çok evlerde yaptınız görüşmeleri sanıyorum. Neler aktarabilirsiniz bu kadınların yaşadıkları yerlerle ilgili?
Öyle abartılı döşenmiş evlerde oturmuyorlar. Ama evdeki bazı objeler, bir şamdan ya da duvarda asılı bir tablo hemen kimin evinde olduğunuzu hatırlatıyor. Ben Bala Hodo’nun evinden çok etkilendim. Evindeki her şey çok ince bir zevkin ürünüydü…

Kenize Murad

Giyim kuşamları için ne söyleyebilirsiniz?

Giyim kuşamları da abartıdan uzak. Yine burada da bazı takıları onların kim olduğunu hatırlatır nitelikteydi. Bir tek Neslişah Sultan evde giyim kuşama çok önem verirmiş. Yalnız bile olsa şık giyinip saçını yapan, kolyesini eksik etmeyen bir kadınmış…

Fazile İbrahim

Bugünkü Türkiye için ne düşünüyorlar?

Türkiye’nin çok güçlendiğini, prestij kazandığını söylüyorlar. Özellikle yurt dışında yaşayanlar, Avrupa’daki krize bakınca Türkiye’nin gidişatından çok memnun olduklarını söylüyorlar…

Bala Hodo Sultan

Türkiye’den bir beklentileri var mı?

Türk vatandaşı olmayanlar Türk vatandaşlığı bekliyor. Ama bunun için başvuru yapmayı pek istemiyorlar: “O zaman bir turistten ne farkımız kalır ki?” diyorlar…

“Muhteşem Yüzyıl”ı beğeniyorlar mı?

Beğenenler var. Resan İris bayılıyor mesela. Ama tarihi yanlışlar olduğunu düşündüğü için sevmeyenler, tamamen bir kurgu olarak görüp herhangi bir dizi gibi izleyenler de var. Osmanlı’ya ilginin artması onları ziyadesiyle memnun etmiş.
“Her şeye rağmen dimdik ayakta”

Naciye Sultan ve kızı Mahpeyker eski bir fotoğrafta…

Konuştuğunuz kadınlardan hangisine daha yakın hissettiniz kendinizi?

Hepsini çok sevdim ama İkbal Hanım çok etkiledi beni. Şimdiye kadar hiç röportaj vermemiş. En zor da o kabul etti zaten. “Hayatım boyunca hep geri planda kalmayı tercih ettim. Benim anlatacak bir şeyim yok” diyordu. Çok güçlü bir kadın olmasına rağmen geri planda kalmayı seçmiş…

Fazile İbrahim ve annesi Hanzade Sultan

Osmanlı’dan hanım sultan, babasından dolayı da prenses unvanı var. Ama bunlara “Hiçbiri günümüzde kullanılmıyor” diyerek önem vermeyecek kadar gerçekçi bir kadın. Çok şey yaşamış. Her şeye rağmen dimdik ayakta…

Patatesin bütün halini ilk kez sürgüne gittiği Nice’te görmüş”

Size anlatılanlardan en çok hangileri etkiledi sizi?

İkbal Moneim Saviç’in patates hikayesi çok etkiledi. Büyükannesi Sabiha Sultan, Vahdettin’in kızı, patatesin patates halini sürgünle gittiği Nice’te öğreniyor…

Bala Emel Hodo

Daha önce her şey önüne hazır geldiği için bilmiyormuş. Fazile İbrahim’in 17 yaşındayken, nişanlısı Kral Faysal’ın katledilişini anlatışını da hiç unutamıyorum…

Arzu Enver

Olayı duyduğunda ne hissettiğini sordum: “Bu vahşi katliam beni uzun zaman mahvetti. Üzülmek ne demek?” dedi…

Resan İris Sultan

Sonra Lara Adra’nın benzetmesi de aklıma ilk gelenlerden. Lara’nın annesi Rus, babası Osmanlı, sürgünden sonra Lübnan’da bulunmuşlar, şimdi Fransa’da yaşıyor…

Kendisini Fransızların “quatre quart” isimli kekine benzetiyor. “Onda da dört malzeme var; tereyağı, süt, şeker ve yoğurt. Bende de…” diyor…
Ayşe Gülnev Osmanoğlu da oldukça etkileyici bir kadındı. Beş çocuğu var. Golf de bilen, futbol maçı da izleyen bir kadın.
KAYNAK : milliyet.com.tr













Yorum Yaz


.