Hamburger nesline kötü haber! Mantıya iade-i itibar geldi

Cuma, Haziran 30, 2017, 21:09
Mutfak kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Türk yemeğine hak ettiği itibarı vererek yöresel lezzetleri önce yurt içinde sonra da yurt dışında tanıtmayı hedefleyen Türk Lezzet Müzesi açılıyor! Şimdi hamburgeri bir kenara bırakıp gerçek mantıyı keşfetme zamanı!

Türkiye’nin kültürel çeşitliliği, tarihi miraslarının yanında en iddialı olduğu konulardan biri de mutfağı. Ama iki bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan bu zengin mutfağa hak ettiği değeri veremediğimizi düşünüyoruz. Dünyanın her köşesinde İtalyan, Çin ve Hint yemekleri nam salarken bizim yalnızca döner ve kebapla anılmamız biraz haksızlık değil mi? Bizim gibi düşünen girişimci Erol Özmandıracı durumu tersine çevirmek için düğmeye bastı. Ağustos ayında 42 Maslak’ta açılacak olan Türk Lezzetleri Müzesi’nde 81 ilin yöresel lezzetleri işin ustaları tarafından ziyaretçiye sunulacak, en önemlisi gençler başta olmak üzere tüm Türkiye’ye kendi kültürlerinden tatları nasıl pişirecekleri öğretilecek! Girişimin adım adım tüm dünyaya yayılmasını hedefleyen Özmandıracı ile projenin detaylarını konuştuk.

Yöresel tatlar geliyor

Türk Lezzet Müzesi, Yerel lezzet markalarının önce tüm Türkiye’nin sonra dünyanın meşhur lezzeti olmasını hedefliyor. Türk gastronomi dünyasına yeni bir soluk getirecek olan projeyi anlatan Erol Özmandıracı “Başta niyetim İstanbul Maslak bölgesinde ekonomiyi canlandırmaktı. Bu konuda araştırma yaparken benzer İtalyan bir konsepti keşfettik ve Türkiye’ye uyarlamak için çalışmalara başladık. İşin içine girdikten sonra bunun düşündüğümden çok daha önemli bir gereklilik olduğunun farkına vardım” diyerek çalışmanın gerekliliğini özetliyor ve şu sözlerle devam ediyor: Türk yemeklerinin tariflerini alıp burada aşçılara yaptırabilirdik. Ama bu ne olursa olsun o geleneksel dokusunun bozulmasına neden olabilirdi. Yemekleri yöresel malzemelerle aslına birebir uygun şekilde pişirilmesini esas alıyoruz. Yeri gelmişken belirtelim Türk Lezzet Müzesi’nde yalnızca yöresel yemekleri değil o yemeklerin yapıldığı yöresel malzemeleri de bulmak mümkün olacak. Bu nedenle 81 ilin lezzet haritasını çıkardığımız hummalı bir çalışmaya giriştik. Bu haritanın ardından şehir şehir gezerek kendi şehirlerinde geleneksel yemeklerini yapan restoranları tespit ettik. Ancak bunlar büyük zincirler değil daha yöresel küçük lokantalar. Onları projemize dahil olmaya ikna ettik. Şu anda 41 ilden yerel işletmeci katılım sağladı. Hedefimiz bunu 81 ile tamamlamak. Küçük işletmeleri projeye katılmak için ikna etmek epey zaman alıyor. Bunun yanında yöresel yemekleri hakkıyla yapan işletme bulabilmek de oldukça zor. Örneğin Malatya’nın kendine has pek çok yemeği var ama bunları sunan ve gelip şehrini İstanbul’da temsil edebilecek olan bir işletme bulamadık henüz. Aynı sıkıntıyı Samsun, Yozgat, İzmir gibi şehirlerde de yaşıyoruz. İstanbul’da doğru düzgün bir kokoreççi bulmak bile zor.

EĞİTİM DE VERİLECEK

Müze denince insanların aklına yemek tarihinin anlatılacağı, resimlerle ve panolarla dolu bir mekanın geldiğini söyleyen Özmandırıcı: Aslında konseptimiz bir müzeden çok uzak. Yöresel tatları sunmanın yanı sıra bir de eğitim merkezi olacak. Sıradan bir müze gibi olsun istemedik. Çeşitli lezzet atölyelerinin kurulacağı interaktif bir konsept oluşturduk. İnsanlar buraya gelip ustaların refakati eşliğinde kendileri de yemekleri yapmayı öğrenebilecekler. Amacımız insanların kafasındaki algıyı değiştirebilmek. Bugün özellikle gençlerin yemek denilince aklına hamburger ya da pizza geliyor. Ama öyle olmamalı. Çocuklarımıza bunu öğretmemiz gerekiyor. Bu interaktif kısmında çocuklar eline oklavayı alıp mantı yapabilecek. Böylece kendi kültürlerindeki yemeklere karşı tutumları değişecektir. Gençlerin ilgisini çekecek eğlenceli bir merkez olacak.

MARKA OLMAK İSTİYORSAN TANITIM YAPMALISIN

Türk mutfağı dünyadaki pek çok mutfaktan çok daha zengin olmasına rağmen pek tanınmıyor. Hatta bize ait olan bazı lezzetler başka ülkelere mal edilebiliyor. Türk Lezzet Müzesi projesiyle bu sonunun da çözülebileceğini vurgulayan Özmandıracı “Önceliğimiz Türk yemeklerini Türkiye’de tanıtmak ama aynı zamanda yurt dışında da bilinirliğini arttırabilmek için projemizi farklı ülkelerde de hayata geçirmeyi planlıyoruz. Beş yıl içinde Doha’da, Dubai ve Abu Dhabi’de katılımcı markaların da yer aldığı Türk Lezzet Müzesi açılması planlanıyoruz. Daha sonra Avrupa ve hatta ABD’ye kadar yayılmayı hedefliyoruz. Böylece farklı kültürlere kendi damak tadımızı benimsetebileceğimizi düşünüyoruz. Hedefimiz yalnızca yabancı ülkelerde müze açmak değil. Öncesinde farklı ülkelerden işletmecileri ve şefleri Türkiye’ye davet ederek onlara kendi yemeklerimizi öğretmek istiyoruz. Elbette bizim yemeklerimiz onların damak tadına uygun olmayabilir ama yine bazı revizyonlar yapılarak bir Avrupalının seveceği kıvama da getirilebilir. Tıpkı bizim yabancı yemekleri kendimize uygun hale getirdiğimiz gibi. Eğer bunu başarabilirsek yavaş yavaş yabancı ülkelerdeki restoranların menülerine Türk yemeklerini eklettirebiliriz ve bu da ülkemizin tanıtımı açısından bize olumlu bir geri dönüş sağlar” diyor ve bu konuda Gaziantep’in en başarılı şehir olduğunu şu sözlerle açıklıyor: Tanıtımımızı doğru yapmak çok önemli. Bence Gaziantep buna çok güzel bir örnek. Şehrin iş adamları zamanında bu tanıtım işini üstlendiler ve çok güzel bir sonuç çıktı ortaya. Aslında baktığınızda fıstık Gazianetep’e Şanlıurfa’dan gelir ama tüm Türkiye Antep’in fıstığını bilir. Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi şehirlerinden birbirinden lezzetli yemekleri vardır ama ilk önce aklımıza Gaziantep gelir. Çünkü zamanında iyi tanıtıldı. Şimdi biz bunu tüm şehirlerimize yapmak istiyoruz.

KAYNAK : star.com.tr













Yorum Yaz


.