Geçmişten geleceğe sanatı destekliyoruz

Pazar, Kasım 20, 2011, 22:13
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Hat sanatının en değerli örneklerinden, Hz. Muhammed’in tasvirini sözlerle ifade eden 101 hilye, Yıldız Sarayı’nda sergileniyor. Serginin destekçisi, Yıldız Holding’in yönetim kurulu başkan yardımcısı Ali Ülker’in eşi de bir hat sanatçısı

Hz. Muhammed hastalandığında, kızı Hz. Fatma endişesini dile getirir. Gün gelip babasını kaybettiğinde, yıllar geçtikçe onun yüzünü hatırlamakta zorlanmaktan korkar. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Hz. Ali’nin kendi görüntüsünü sözle tasvir etmesini, böylece kızının, o öldükten sonra da kendisini hatırlayabileceğini söyler. Hz. Ali’nin yazdığı metin hat sanatıyla kayda geçirilir.İşte ‘hilye’nin ortaya çıkış hikayesi bu. Hilye, yüzyıllarca sadece hat sanatıyla yazıldı. Ancak 1687 yılından itibaren, hat sanatının tezhiple bir arada kullanılmasıyla hilye, bir tasarım olarak ortaya çıktı. Bu klasik grafik tasarımı oluşturan ise, gelmiş geçmiş en ünlü hat ustalarından Hafız Osman’dı. İşte bu ilk tasarım ve bunun gibi pek çok değerli hilye, bugün Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü’ndeki ‘Hat Sanatının Şaheserleri Hilye-i Şerîfeler’ sergisinde yer alıyor. Bu serginin önemi, pek çok koleksiyoncudan ve müzeden toplanan, birbirinden önemli 101 hilyenin bir araya gelmiş olması. Öyle ki aralarında, bir padişah tarafından yazılmış tek hilye bile var. Sultan Abdülaziz’in hilyesi. Topkapı Sarayı Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi gibi kurumların yanı sıra Yıldız Holding Koleksiyonu, Demet- Cengiz Çetindoğan Koleksiyonu gibi özel koleksiyonlardan hilyeler bulunuyor sergide. Hafız Osman, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Mahmud Celaleddin ve eşi Esma İbret, Yahya Hilmi gibi en eski hat ustalarının yanı sıra Hasan Çelebi ve Hüseyin Gündüz gibi yeni nesil hattatların eserleri de bulunuyor. Yıldız Holding sponsorluğunda, Antik AŞ organizasyonuyla düzenlenen ve 1 Aralık’a kadar gezilebilecek olan sergi üzerine, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker’le sohbet ettik. Hem pek çok sanat etkinliğiyle desteğiyle bilinen Yıldız Holding’in sanata bakışını, hem de kişisel ilgisini anlattı.

– Bugüne kadar daha çok modern sanata ilgi gösteriyor gibiydiniz. Ama geçen yıl ‘1400. Yılında Kur’an-ı Kerim’ sergisi düzenlediniz ve şimdi bu sergiyi gerekleştiriyorsunuz. Bir tezat oluşturuyor sanki…
– Biz de zaten özellikle tezat oluştursun istedik. Yıldız Holding olarak, modern sanatı, özellikle de çağdaş Türk ressamlarını desteklemek amacıyla ilk girişimlerimiz gerçekleşti. Ama bunun yanı sıra geçmişe de sahip çıkmalı, geleneksel sanatlarımızın unutulmasına mani olmalıyız diye düşünüyoruz. Bunlar bizim kültür varlığımız. Ve bunları yeni neslin tanımasını istiyoruz.

– Holding binanızda da koleksiyonunuzdaki eserleri sergiliyormuşsunuz.
– Evet. Konferans salonunda duvarlarda yer kalmadı, hilyeleri ortada, özel bir alanda sergiledik. Her öğlen 12.30-13.30 arasında sergi salonumuz açık. Çalışanlara da, dışarıdan gelen ziyaretçilere de açık.

– Sizin ve eşinizin de hilyelere meraklı olduğunuzu öğrendim. En çok meraklı olduğunuz alan mı hat?
– Müzik konusunda daha çok günümüz sanatçılarını dinliyor olabilirim ama güzel sanatlar alanında bir ayırım yapmak çok zor.

O halde evinizde de hem modern sanat eserleri hem de geleneksel eserler var…
– Evet. Ama biz aile olarak genellikle şirketin koleksiyonunda toplamayı tercih ediyoruz eserleri. Evlerde birer ikişer örnek var. Bizde Hamit Aytaç var, Hasan Çelebi var, Amerikalı bir hattat var çok beğendiğim, onun eserleri var. Esas ailenin sanatçı tarafı eşim. Ailesinden gelen özel bir yeteneği var. Kara kalem, yağlı boya ve hat sanatıyla meşgul oldu sırasıyla. Fakat en zorlandığı kısım hat sanatı oldu. Çok ciddi bir disiplin gerektiriyor. Farklı yazı tarzları da olsa düz bir kalıp içerisinde çalışmak gerekiyor. Ve hilyeler, hat sanatının zirvesi, özellikle ihtimam gerektiriyor.

GEÇMİŞTEN GELECEĞE SANATI DESTEKLİYORUZ
– Hilyeler, Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’i tasviri. Peki siz hiç Hz. Muhammed’i hayal etmiş miydiniz?
– İslam, resim sanatına çok sıcak bakmadığı için kafada herhangi bir şey canlandırabilmek çok zor. Ancak hilyelerdeki tariflerden yola çıkarak bir şeyler hayal etmek mümkün. Fakat tabii İslam’da şahadet getirirken de öncelikle peygamberimizin Allah’ın bir kulu olduğuna dikkat çekiliyor. Ama sonuçta, insanlarda çekim gücü yaratan bir siması ve kusurlardan arındırılmış bir vücut yapısı olduğunu düşünüyor insan. Çünkü o seçilmiş bir insan. Canlandırdığımız da o şekilde bir yapı.

– Geleneksel sanatlarımızın gün ışığına çıkması ve hak ettiği değeri görmesi için neler yapmak gerekiyor sizce?
– Bunun için sanatseverlere de büyük bir görev düşüyor bence. Bir kısım eserler koleksiyonerlerde ama önemli bir kısım eser de müzelerde. Ve bunların bir bölümü depolarda muhafaza ediliyor. Bir kısmı da restore edilmediği için sergilenemiyor. Geçen yıl biz bir çalışma yaptık. İslam Sanatları Müzesi’yle beraber, müzedeki kıymetli bazı eserlerin restore edilmesiyle ilgiliydi. Ve bu eserlerin gelecek yıllara taşınmasına vesile olmaya gayret ettik. Sanatseverler sadece kendileri için eser toplamakla değil, belki müzelerdeki depolarda kalmış eserlere de ilgi gösterirlerse, bunları gelecek nesillere aktarmak mümkün olabilecek. Biz çağdaş sanatçıları da bunun için destekliyoruz. Çünkü bu yıllarda oluşan eserleri de önümüzdeki yıllarda birileri takdir edecektir.

– Sanata yönelik yeni planlarınız var mı?


– Var. Önümüzdeki yıl, İstanbul Modern’de Contemporary Art… Burhan Doğançay’ın dünyaya yayılmış bütün çalışmaları toplanıyor. Çok kapsamlı bir iş olacak o.

SABAH













Yorum Yaz


.