‘GDO erken menopozun da sorumlusu’

Cumartesi, Mart 31, 2012, 21:41
Kadın Sağlığı kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Erken menopoz olarak bilinen “Erken Yumurtalık Yetmezliği”nde kemik erimesi, cilt ve cilt altı yapılarının zamanından önce yıpranması, metabolizma değişiklikleri nedeniyle kalp hastalığı gelişmesine karşı bir süre hormon yerine koyma tedavisi uygulanması gerektiği bildirildi.

Sağlık Eğitim ve Kültür Vakfı ve Türkiye Aile Planlaması Derneği Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, yaptığı açıklamada, her ay adet görme nedeniyle kadınların vücudunda değişiklikler yaşandığını belirtti.
Gebelik, doğum ve emzirme gibi fonksiyonlar sonucunda kadın vücudunun yorulduğuna dikkati çeken Şatıroğlu, yorgunluğun yumurta üretirken salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarıyla desteklenip dengelendiğini ancak yumurta üretiminin tükenmesi ve bu hormonların desteğinin yitirilmesiyle yaşam kalitesinin azaldığını söyledi.
Bir kadının ortalama 48-52 yaşlarında yumurta rezervlerinin bittiğini anlatan Şatıroğlu, 45 yaşından önce yumurtaların tükenmesinin “erken menopoz” olarak bilindiğini kaydetti.

GDO’LU BESİNLER ERKEN MENOPOZUN DA SEBEBİ
Şatıroğlu, yumurtaların erken tükenmesine radyoterapi, kemoterapi ya da yumurtalıkların ameliyatla alınması, sigara kullanımı, genetiği değiştirilmiş besin maddelerinin tüketimi, yaşam biçimi, hava kirliliği, iklim değişiklikleri gibi etkenlerin neden olduğunu söyledi.

SADECE NORMALDE BULUNMASI GEREKEN HORMONLAR YERİNE KONULUYOR

“Erken menopoz için tedavi almayan kadınlar, kemik erimesi, cilt ve cilt altı yapılarının zamanından önce yıpranması ve metabolizma değişiklikleri nedeniyle zaman zaman kalp hastalığı gelişmesi riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor” diyen Şatıroğlu, kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen eksikliğine bağlı sorunların giderilmesi, osteoporoz ve diğer riskler açısından riski azaltabilmek için eksilen hormonların takviye edildiğini ifade etti.

Şatıroğlu, riskin azaltılabilmesi için bu gibi sorunlarla karşılaşma ihtimali yüksek olan kadınların, bir süre “Hormon Yerine Koyma Tedavisi” görmesi gerektiğini ifade etti.

Tedavinin, şikayetlerin önlenmesini, bulguların iyileştirilmesini ve kemik mineral kaybıyla olası diğer risklerin azalmasını sağladığını belirten Şatıroğlu, aynı zamanda hormon eksikliğinde sıklıkla ortaya çıkan cinsel işlev bozukluklarının da giderilebildiğine işaret etti.

Tedaviyle sadece normalde bulunması gereken hormonların yerine konulduğunu ve tedavi ile erken menopoz belirtilerinin ortadan kalktığını dile getiren Şatıroğlu, “Ateş basması ve gece terlemeleri tedaviye başladıktan sonraki birkaç hafta içinde genellikle yok olur. Genital kuruluk, ağrı, acil idrar yapma gereksinimi ve sıklığı gibi sorunlar da zaman içinde düzelir” dedi.

Şatıroğlu, başka riskler bulunmaması halinde, ortalama 2-5 yıl süren tedavinin mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğini vurguladı.

“TEDAVİ İÇİN HİÇBİR ZAMAN GEÇ DEĞİLDİR”

Tedavinin gereksinimlere göre değişik ilaçları ve uygulama yolları bulunduğunu anlatan Şatıroğlu, tedavide öncelikli olarak östrojen hormonunun yerine konulmasının esas alındığını söyledi. Şatıroğlu, “Rahmi operasyonla alınmamış kadınlarda doğa taklit edilerek progesteron ile birlikte verilir. Östrojen hormonu çok düşük, kan seviyesini ancak adetin hemen başındaki en az seviyede tutacak dozda kullanılır. Bu doz, şikayetlerin pek çoğunun azalmasını veya yok olmasını sağlar” diye konuştu.

Şatıroğlu, bu tedavisi için hiçbir zaman geç olmadığını vurgulayarak, tedaviye gereksinim ortaya çıktığında, önce hekim tarafından hastanın muayene edilmesi, gerekli test ve incelemelerin yapılması ve hedeflenen sonuçlara ulaşmak amacıyla ilaç dozu ve kullanım süresinin belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Tedavi öncesinde jinekolojik muayenede smear alınması, biyopsi ve ultrason yapılması, hormon analizlerinin tamamlanması, kan şekeri, kolesterol, karaciğer değerleri, mamografi ve meme ultrasonografisinin incelenmesi gerektiğini ifade eden Şatıroğlu, iki yılda bir kemik mineral yoğunluk ölçümüyle yıllık mamografi değerlendirmelerinin yapılmasının uygun olduğunu kaydetti.

Şatıroğlu, tedavinin 3. ve 6. ayında, sonrasında da yıllık hekim kontrolüyle doz ayarlamasının yapıldığını sözlerine ekledi.

hüriyet.com.tr













Yorum Yaz


.