Evlilikler neden sona eriyor

Çarşamba, Mayıs 13, 2015, 21:37
Evlilik kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Kimse mutsuz olmak için evlenmiyor ama gelinen noktaya çözüm aranmayınca fatura evliliğe kesiliyor.

Evliliklerin ilk yıllarındaki rekabet; beraberinde öfke, tartışma ve karşılıklı suçlamaları getiriyor. İlerleyen yıllarda yaşanan yorgunluk ise umutsuzluk ve sessizliğe dönüşünce yabancılaşma başlıyor.

Ne oluyor da evlilikler değişiyor? Romantik duygularla başlayan tüm ilişkilerin ilk döneminde ödüller
çok, bedeller az oluyor. Zamanın birbirine odaklı geçirildiği, duyulmak istenenlerin bolca işitildiği, ekonomik sıkıntıların göze çarpmadığı, hoş sürprizlerin yaşandığı, ağırlıklı olarak zevk ve doyum üzerine kurulu bu dönem “görme kusuru” olarak adlandırılıyor. Görme kusuru yaşayan kişi, karşısındaki insana sahip olmadığı özellikler atfedip onu istediği ya da hayal ettiği gibi görüyor.

Uluslararası Kognitif Terapiler Birliği Başkanı ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sungur, “Evlilik bu görme kusurunun tedavisidir” diyor ve devam ediyor: “Bu dönemde hayal edilen değil gerçekte olan görülmeye başlanıyor. Beklentileri farklı
olan iki ayrı insanın aynı evi ve rutin bir yaşamı paylaşmalarının getirdiği hayal kırıklıkları, geniş ailenin eşler üzerindeki baskıları, ekonomik güçlükler, ev işleri, evlilik dışı yaşam sorunlarının eve gelmesi, eşler arasındaki önceliklerin farklılığı, çocuk bakımının getirdiği güçlükler gibi bedeller çiftleri sarsıyor. İşin kötüsü her iki taraf da ödüllerin azalmasından birbirini sorumlu tutuyor. Basit bir ekonomi kuralı ile açıklamak gerekirse bedellerin ödülleri çok aştığı ve bu açığın kapanamayacağı duygusunun oluştuğu evlilikler tükeniyor.

EVLİLİK YORGUNU MUSUNUZ?

Evliliklerin ilk yıllarında eşlerin birbirlerini tanıma süreçlerinde karşılaştıkları sorunlarla ilerleyen yıllarında ortaya çıkan sorunlar daha farklı oluyor. İlk yıllarda çiftler birbirleriyle büyük rekabet içine giriyor. Bu süreçte taraflar, “haklılık” adına tartışmalar, kavgalar ve küskünlükler yaşıyor. İlerleyen
dönemlerde eşler arasında oluşan ayrılıkların en önemli nedeni partnerlerin giderek birbirlerine
yabancılaşması ve birlikte geçirilen zamanın daha az keyif vermesi olarak görülüyor. “Evlilik  yorgunluğu” olarak da adlandırılan bu süreç eşler arasında yabancılaşma ve kopma sonucu ortaya çıkan fiziksel, duygusal, zihinsel yorgunluk, bıkkınlık ve tükenmişlik hali.

Şiddetli geçimsizlikte eşler arasında yoğun çatışmalar ve tartışmalarda “öfke” duygusu egemen iken evlilik yorgunluğunda eve sessizlik ve boşluk duygusu hâkim oluyor. Prof. Dr. Mehmet Sungur, “Evlilik ‘ben’i koruyarak biz
olabilmektir” diyor ve evlilik yorgunluğunda eşlerin “ben” lerini özenle korurken “biz” olmayı ihmal ettiklerini söylüyor.

YATIRIM EKSİK

Evliliklerde bir diğer eksiğin de, “duygusal yatırım” olduğu belirtiliyor. Birçok çift ilişki içinde birbirlerine yönelik takdir ve beğenilerini dile getirmiyor, sürpriz yapmıyor, sevgilerini yeterince belirtmiyor. Rutin

içinde mutlu olmanın da farklı ve eğlenceli yolları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Sungur,”Evlilik yorgunluğu bence her zaman bir ilişkinin biteceği anlamına gelmiyor, eşlerin bu yorgunluğu  fark etmeleri evliliklerine verilmiş bir şans da olabilir. Bunun için neyin yolunda gitmediği fark edilmeli  ve değiştirilmelidir” diyor.

KONUŞMA ÇABANIZ TARTIŞMA VE KÜSLÜKLE BİTİYORSA DİKKAT!

Her konuşma bir iletişim olmadığı gibi eğer konuşma çabaları tartışma, öfke ve küskünlükle bitiyorsa eşler giderek konuşmaktan korkar hale geliyor. Bu durumda konuşma artık ödül değil, bedel getiriyor. İyi iletişim kurmak için iyi bir konuşmacı ve iyi bir dinleyici olabilmenin kurallarını öğrenmek gerekiyor. İyi iletişim ne söylendiğinden çok nasıl söylendiği anlamına geliyor. Beraberliğin  devamında ilk kural iyi bir iletişim ise ikinci kuralın eşlerin birlikte sorun çözme becerileri geliştirmesi  olduğu belirtiliyor. Uzun bir evlilik sürecinde kaçınılmaz olarak ortaya çıkan pek çok sorunla karşılaşılacağının doğal kabul edilmesi önemli görülüyor.

‘SEVGİ EMEK İSTER’

Aşkın ya da birlikteliğin sevgiye dönüşmesi her şeyden önce zaman gerektiriyor. Prof. Dr. Mehmet Sungur, “Sevgi yalnızca fiziksel ya da kimyasal anlık bir çekim veya aşk gibi bir şey değil, o nedenle emek verilmesi, özen gösterilmesi gerek” diyor. Her duygunun bir ömrü bulunuyor ve ömrü  tamamlanan duygular tükeniyor. Bazen sevgi sevdiğinize onun ihtiyacı olanı, kendi ihtiyacınızdan  vazgeçmek pahasına verebilmek oluyor.
Güven ise uzun süreli birliktelik için sevginin kardeşi olarak görülüyor. Sevgi içinde güvenilirlik, tahmin edilebilirlik, dürüstlük, adanmışlık ve sadakat gibi kavramları barındırıyor.

SEVEN ERKEK VE KADIN ALDATABİLİR Mİ?

Sevmeyi beceren ve emek harcayan biri için aldatma kararı kolay alınmıyor ve bunu yapmak“biz”i yani birlikteliği yok etme riskini göze almak anlamına geliyor. Prof. Dr. Mehmet Sungur, “Bazen eşlerini seven insanlar da aldatabiliyor. Bu, eşlerin sadakatsizlik yaparken kendilerine izin veren düşünceler oluşturmalarıyla ilgili” diyor. “Tüm erkekler yapıyor”, “Nasıl olsa duyulmayacak”, “Bunun eşime duyduğum sevgiyle bir ilgisi yok” şeklindeki düşünceler eylemin gerçekleşmesine izin veren   düşünceler olarak değerlendiriliyor. Sevenler arasındaki sadakatsizlik bazen de “Gör beni” anlamına  gelerek ihmal edilmişliğin bir sonucu ya da bir çeşit intikam hissiyle gerçekleşebiliyor.

KADINLAR UMUTLARI AZALINCA ALDATIYOR

Kadınlar mevcut ilişkilerinde umudun azalması, heyecanın yok olması, hâlâ beğenilip sevildiklerini hissetme ihtiyacıyla sadakatsizlik yapabiliyor. Erkeklerin ise cinselliğe kadınlardan daha fazla ihtiyaç duydukları gibi bir algıları bulunuyor. Yenilik her iki cinsiyet için de çekici bir özellik olmasına karşın  erkekler cinsellikte yenilik (yeni partner) ihtiyacını kadınlardan daha fazla yaşadıklarına inanmak  istiyor. Kadın sadakatsizlik yaptığında mevcut ilişkisini gözden çıkarma riskini aldığını biliyor. Erkek ise bu olasılığı pek düşünmüyor.

SADAKATSİZLİĞİN DE TÜRLERİ VAR

1- YENİDEN FARK EDİLMEK İÇİN YAPILAN SADAKATSİZLİK: Bu tür sadakatsizlikler ölüm amacı taşımayan intihar girişimleri gibi oluyor. Kısa sürüyor ve cinsel yakınlaşma bile içermeyebiliyor. Kişinin amacının evlilik içinde ihmal edildiği mesajını vermek ve diğer eşin bu mesaja yönelik sağırlığını ve körlüğünü ortadan kaldırmak olduğu belirtiliyor.

2- ÜÇ BACAKLI SADAKATSİZLİK: Evlilik ilişkisinin normalde iki bacağı bulunuyor ve evlilik içindeki sorunlar ve sıkıntılar arttıkça iki bacağın giderek bu yükü taşıyamaz hale geldiğine dikkat çekiliyor. Dengeyi koruyabilmek için sadakatsizliğin paylaşıldığı kişi üçüncü bir bacak olarak devreye giriyor. Burada sadakatsizliği yapan kişi için eşi ile olan ilişkisi ne tamamen kopup gidecek kadar kötü ne de
kalacak kadar iyi görülüyor. Sadakatsizliği yapan kişi hem eşinin hem de sevgilisinin taşıdığı farklı özelliklere ihtiyaç duyuyor. Genellikle uzun süren bir sadakatsizlik türü olarak görülüyor ve çoğu zaman sevgili konumundaki kişinin talep ve beklentilerinin giderek artması ve kendini değersiz hissetmesi nedeniyle tepki vermesi sonucunda ya bitiyor ya da ortaya çıkıyor.

3- İNTİKAM AMACIYLA YAPILAN SADAKATSİZLİK: Genellikle daha kısa yaşanan bir sadakatsizlik türü olarak görülüyor. Evlilik ilişkisi içindeki eşlerden birinin incinmesi ve acı çekmesi sonucu eşini aynen kendisinin incindiği gibi incitmek amacı taşıyor. Genellikle geçmişte yaşanmış bir sadakatsizliğe duyulan öfkenin zamanında yeterince ifade edilmemiş olması ya da yıllar önce kendisine yapılan bir sadakatsizliğin daha sonradan keşfedilmesini izleyerek ortaya çıkıyor.

4-YENİ BİR YAŞAMA KAPI AÇAN SADAKATSİZLİK: Bunu yapan kişinin içinde bulunduğu ilişkiye bağlılığını kaybettiği belirtiliyor. Kişi partnerine artık bu ilişkiye devam etmek istemediğini açıkça söylemekte zorluk çekiyor ve yaptığından rahatsız olmuyor.

5- FIRSATÇILIK BAĞLAMINDA SADAKATSİZLİK: Birbirlerini iyi tanıyan ancak daha önce birlikte olmayı düşünmemiş kişilerin fazla miktarda alkol tüketimi sonunda cinselliği paylaşmaları ya da evden uzakta bir mesleki toplantının sosyal gecelerinden birinde birbirleriyle yakınlaşan iki meslektaşın sadakatsizliği paylaşmaları bu türe örnek oluşturabiliyor. Bazı sadakatsizlikler bunların hiçbirine uymayabiliyor.

SADAKATSİZLİKLE ALDATMA AYNI ŞEY Mİ?

Aldatma ile sadakatsizlik kavramları arasında bir farklılık var mı? Prof. Dr. Mehmet Sungur, “Sadakatsizlik basit bir tanımla, mevcut birliktelik dışında üçüncü kişi ya da kişilerle yaşanan duygusal veya fiziksel bir ilişki sonucu mevcut beraberliğin beklenti ya da standartlarının çiğnenmesi anlamına geliyor” diyor. Aldatma ise sadakatsizlik sonucu kaçınılmaz olarak ortaya çıkan çeşitli yalanlar ya da dürüstlük sınırları dışında kalan söylem ve davranışları içeriyor. Sadakatsizlik bir seçim, aldatma ise bu seçimi izleyerek ortaya çıkan sürecin kaçınılmaz bir parçası olarak görülüyor.

DİKKAT EVL İLİĞİNİZ ALARM VERİYOR!

Eşinizin verdiklerine değil vermediklerine odaklanmaya başladıysanız,

Olumsuz gidişten dolayı onu suçlamayı alışkanlık haline getiriyorsanız,

“Belki de başlangıçtan itibaren ona hiç âşık olmadım” diye düşünüyorsanız,

Eşinizle aynı cinsiyetten bir başkası ilginizi çekmeye başladıysa,

Bu kişinin sizi çok iyi dinliyor ve anlıyor olduğunu düşünüyorsanız,

“İyi bir baba ya da anne ama iyi bir eş değil” gibi söylemleriniz arttıysa,

Pek çok şeyi denemekle birlikte bu denemelerinizin ilişkiyi sürdürmekte işe yaramadığını
düşünüyorsanız ve bu umutsuzluğunuz giderek artıyorsa evliliğiniz “alarm” veriyor olabilir.

İHANETE UĞRAYANLARIN % 60-75’İ İLİŞKİLERİNE DEVAM EDİYOR

Sadakatsizliğe rağmen ilişkisine devam edenlere “Onursuz” diyenler, kendi başlarına geldiğinde gidemiyorlar. “Sadakatsizlikle karşılaşırsam ilişki biter” diyenlerin oranı yüzde 90’dan fazla olsa da sadakatsizliğe uğrayanların yüzde 60-75’i ilişkisine devam ediyor.

KAYNAK :   Ceyda ERENOĞLU – haberturk.com













Yorum Yaz


.