Dünyanın ilk üniversitesini kuran Fatıma el-Fihri kimdir?

Pazartesi, Şubat 19, 2018, 23:15
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Dünyanın ilk üniversitesini ibadetlerle, dualarla kuran ve insanlığa armağan eden güzel kadın, Fatıma el-Fihri’nin hayat hikayesidir.

Fatıma, elbette yüzyıllar önce doğduğu aile bakımından oldukça şanslıydı. Babasından aldığı eğitim ve ahlakı, İslamiyet ile birleştirdi. Güzel kalbini, yüce gönlünü insanlığa sonsuz bir hizmet sunmak için kullandı ve dünyanın ilk üniversitesini kurdu. Kadın, erkek, Müslüman, gayrimüslim diye ayırt etmeden, insanın özünü görerek, onlara eğitim hakkı sundu.

Güzel kadın Fatıma, benim bugün size cümlelerimi ulaştırmamın bile sebebi aslında. Teşekkür ederim kadın…

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Fatıma, Hicri takvime göre 145’te, Miladi takvime göre ise 800’de, Abbasiler Dönemi’nde, Tunus sınırlarındaki Kayravan’da dünyaya geldiğinde ailesi ona “Fatıma al-Fihriyya” adını verdi. Babası ve ait olduğu kabile ile beraber, “Fatıma Muhammed el-Fihri el-Kureyş” olarak anılacaktı. Tunus’ta doğdu; ancak daha sonra ailesi Fas’ın Fes kentine taşınınca hayatı burada şekillendi. Ailesi buraya göç eden büyük bir topluluğun parçasıydı.

Babası, zengin ve eğitimli bir tüccardı. Ailesi tarafından yenilikçi bakış açısı ile yetiştirilen Fatıma, fıkıh ve hadis eğitimi aldı. Kız kardeşi Miriam ile birlikte aldıkları eğitim, onları insanlara gelecek vaat edecek yönlere çevirdi. Bir ilki gerçekleştireceklerdi…

Dünyanın ilk üniversitesi Karaviyyin

Fatıma ve Miriam’ın, aldıkları eğitim ve aile terbiyesi üzerine çalışmaları, parlak istikballerinin göstergesi olacaktı. Babasının ölümünün ardından kalan mirası hayırlı bir işe harcamak istediler. Çok iyi biliyorlardı ki, İslamiyet, eğitimi çok önemsiyordu. Fatıma, bilim, tıp, teknoloji ve sanayi alanında insanların aydınlanması için bir ilim merkezinin ihtiyacına odaklanıp, mirası bu yönde değerlendirmeye karar verdi. Duanın gücüne ziyadesiyle inanıyordu. Kuracağı kurum, inancının gölgesi altında yapıldı. Fatıma, 859’da, Fez’de birinci seviye eğitim veren bir üniversite kurdu. Üniversitenin kurulumu tamamlanana kadar her gün oruç tuttu, ibadetlerini tazeledi ve her an duasını dilinden düşürmedi. Kuracağı bu ilim merkezinin nesiller boyunca aktarılması üzerine kuruyordu her duasında cümlelerini.

Üniversitenin kurulumu tamamlandığında ilk açılan kürsüler, Kur’an ve Fıkıh İlimleri üzerine oldu. Zamanla bunu tıp, astronomi, tarih, coğrafya izledi. En önemlisi ise, asla ücret talep edilmedi. Eğitim görmek isteyen herkes, eşit konumdaydı. Hatta öyle ki, sadece Müslümanlar değil, eğer isterse, Yahudi ve Hristiyan gençler de burada eğitim alabiliyordu. Avrupalı gezgin Leo Africanus, Yahudi felsefeci Aibn-i Meymun, Papa II. Sylvester gibi birçok ünlü isimlerin gençlikte yolları buradan geçmişti.

Dünya üzerine yüzyıllar önce kurulmuş bu üniversite, şimdi hala açık ve buranın İslam geleneğinin temel değerlerini öğrenmek için ayrı bir yere sahip olduğu düşünülüyor. Ettiği duaların kabulü demek ki bugün…

Karaviyyn Camii

Miriam ise, üniversitenin hemen yanına bir camii yaptırdı. İki yapı birden Karaviyyin Medresesi’ni oluşturmuştu. Ayrıca Fes’in içindeki Al-Andalus Camii’ye de mali destek veriyordu. Bu iki camii de kız kardeşlerin kurduğu geleneksel camiilerdi.

Babasından kalan zenginliği, insanlığa ve dine yardım için harcamayı tercih etmiş bu iki kız kardeş, kurduğu bu okulla büyük bir adım atmışlardı. İnsanlığa ve tarihe damga vuracak, İbn-i Arabî, İbn-î Haldun ve Muhammed el-İdrisî gibi birçok değerli ismin yetişmesine vesile oldular.

Medresenin kütüphanesi, bu son dönemde restore edildi ve tekrar açılışı Mayıs 2016’da yapıldı. O günden bu güne gelen birikimle kütüphanenin koleksiyonunda 4000’in üzerinde el yazması vardı. Koleksiyona, 9. Y.y’da kalma Kur’an ve daha önceki zamanlardan kalma Hadis-i Şerifler de vardı.

Bugün hala kullanımı devam eden camii ise, Kuzey Afrika’nın en büyük camilerinden biri sayılıyor.

Eğitim şekli ve düzeyi

Yapılan araştırmalar sonucu bulunan kayıtlara göre, en önemli sonuç Abbasiler Dönemi’nde kurulan bu üniversitede kızlar da eğitim alıyordu. Batı’da dahi yüzyıllar sonra başlayacak olan kızların eğitim görmesi, çok çok yıllar öncesinden başlamıştı. Tabii üniversiteyi kuran kişinin bir kadın olduğu düşünüldüğünde elbette bu sonuç kaçınılmazdı.

Bu yapının ardından, Abbasiler’de Müslümanlar inşa ettiği her camiinin yanına bir de medrese kondurdu. Kütüphanelerle zenginleştirdiği bu yerler, kız erkek demeden birçok gencin eğitim yuvasıydı. En zengin kütüphaneler ise, Bağdat, Kahire, Şam şehirlerinde kurulmuştu.

Kadınlar, sadece eğitim alma hakkına sahip değildi. Bunun yanında âlim olup hocalık makamında da yeni nesilleri de eğitiyordu. Kayıtlara göre, “İbn-i Hacer, İmam Malik, İbn-i Teymiye, kadın hocalardan eğitim görmüş ünlü âlimlerdendi. Özellikle İbn-i Hacer’in elliden fazla kadın hocadan icazet aldığı kayıtlarda bulunmuştu.

Tüm bunlar kadının ilimde kapladığı yeri açıkça gösteriyor ki, haklarının temeli çok çok eskilere dayanıyor…

Güzel kadın Fatıma

Fatıma, bu dünyaya boşa gelmediğini kanıtlamış, ne yapması gerektiğini zamanla iç sesini dinleyerek bulmuş ve insanlığa hediye etmişti. Böylesine yüce gönüllü olmanın yolunun nereden geçtiğini dilerim biz de fark ederiz.

Güzel kalbi, çok uzakları gören vizyonu ve sonsuzluğu buluşu ile bir Fatıma el-Fihri geçti bu dünyadan…

İyi ki…

KAYNAK :Damla Karakuş– ensonhaber.com













Yorum Yaz


.