|
Miracle


Kayıt: 07 Şub 2008 Mesajlar: 1150 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Cmt Mar 01, 2008 1:30 am Mesaj konusu: Cinsel sorunlara duyarsız kalmayın |
|
|
|
|
Erkeklerin en sık yaşadığı sorunların başında erken boşalma, kadınlarda ise cinsel isteksizlik geliyor. Cinsel işlev bozukluklarına tıbbi, psikolojik ve sosyo-kültürel etkenleri bir bütün olarak dikkate alarak yaklaşmak gerektiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Evrim Erbek, “Cinsel işlev bozuklukları organik ve psikolojik nedenlere bağlı oluşabilir.
Çoğu zaman organik nedenlere psikolojik nedenler de eşlik ettiği için cinsel işlev bozukluklarının multi-disipliner olarak ele alınması gerekir” diyor.
Erbek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Değerlendirme psikiyatri, üroloji ve jinekoloji uzmanlarınca yapılır. En sık karşılaştığımız organik nedenler, damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kronik hastalıklar, ilaç yan etkileri ve uyuşturucu madde kullanımıdır. Bunlar dışlandıktan sonra kişide psikolojik etkenler aranır.”
CİNSELLİĞE BAKIŞ ÖNEMLİ
Cinsel işlev bozukluklarına yatkınlık yaratan ve sorunun sürmesinde rol oynayan birçok psikolojik faktörün de bulunduğunu hatırlatan Dr. Erbek, ailenin ve toplumun cinselliğe bakış tarzının, yetiştirilme biçiminin cinselliği önemli ölçüde etkilediğini söylüyor.
Bunun yanında eksik ya da yanlış bilgilendirilmelerin, cinsellik hakkındaki kalıplaşmış yanlış düşüncelerin de cinsellik üzerinde olumsuz etkisi bulunduğu belirterek, “Psikiyatrik rahatsızlıklar, ilişkide uyumsuzluk, çiftler arasında çekiciliğin kaybolması, aldatılma, hamilelik ve doğum sonrası ruhsal durumlar, partnerdeki cinsel problemler, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalma, travmatik cinsel deneyimler, cinsel açıdan özgüven eksikliği ve performans anksiyetesi en sık gördüğümüz psikolojik ve kültürel nedenlerdir” diyor.
KADINLARDA GÖRÜLEN CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI
Cinsel istek bozukluğu: Tedavi için başvuran her üç hastadan birinde cinsel istek bozukluğu görülüyor. Cinsel istek bozukluklarının bir bölümünü cinsel tiksinti bozuklukları oluşturuyor. Cinsel ilişki kurmaktan “tiksinti” duyan kadınlar, cinsel ilişkiden kaçmak için “başım ağrıyor”, “karnım ağrıyor” gibi bahanelere başvuruyorlar.
Uyarılma ve orgazm sorunları: Cinsel uyarılmanın yetersiz olduğu bu durum kadınların yaklaşık yüzde 10-18’inde görülüyor. Kadınlar uyarılma olmadan da cinsel ilişkiye girebiliyorlar ancak orgazm olamıyorlar. Orgazm yetisi yaşla birlikte artıyor. 20’li yaşlarda fazla cinsel deneyimi olmayan kadınlarda cinsel birleşme ile orgazm olamamak oldukça yaygın. 30’lu yaşlardan sonra cinsel tecrübeleri artmış olan kadınların kendilerine cinsel alanda güvenleri artıyor. Cinsel isteklerini de daha kolay ifade ediyor ve daha kolay orgazm olabiliyorlar.
İyi kız sendromu: Çocukluğunda ve gençliğinde kendisini ‘iyi kız’ olarak tanımlayan her on kadından dokuzu yetişkinlikte orgazm olamıyor. Kız çocukları yetiştirilirken, cinsellikle ilgilenmemeleri öğretiliyor, cinsellikle ilgilenmeleri ve cinsellik içeren aktiviteleri kınanıyor, kısıtlanıyor. Bu sayede cinsellik kontrol edilmiş de oluyor. Genç kızlara cinsellik, eşlerini memnun etmeleri için yapmak zorunda oldukları çok istenmeyen bir eylemmiş gibi sunuluyor.
Flört, mastürbasyon hoş karşılanmıyor. İyi kız rolünü benimseyerek hayatlarına yön veren kadınlar cinsel ilişkide yeterince uyarılmadıklarında partnerlerini yönlendiremiyorlar ve hazlarını artıracak daha aktif tutum almaktan kaçınıyorlar.
10 kadından birinin sorunu: Vajinusmus
Vajen girişindeki kaslarının istemsiz olarak kasılarak cinsel ilişkinin olanaksız ya da çok ağrılı hale gelmesi vajinusmus olarak adlandırılıyor. Aynı zamanda ağrılı bir durum olan vajinismus, ülkemizde cinsel tedavi merkezlerine en sık başvuru nedeni. Geleneksel tutum, eğitimsizlik, cinsel birleşmenin çok ağrılı ve zarar verici bir eylem olduğu düşüncesi, koruyucu aile yapıları ve kızlık zarının hala kadının namusu olarak görülüyor olması vajinusmusun ortaya çıkısındaki en önemli nedenler olarak gösteriliyor. Araştırmalar, vajinusmusun eğitimsiz kadınlarda görülme sıklığının yüksek olduğunu ancak eğitimli kadınlarda da hiç azımsanmayacak kadar sık görüldüğünü ortaya koyuyor.
20 YIL SONRA TEDAVİ EDİLEN VAJİNUSMUS
Vajinusmus cinsel terapiyi zorunlu kılan bir hastalıktır. Terapiye çiftlerin birlikte başvurması önerilir. En az 6-8 seanslık cinsel tedavi gerekir. Terapide vajinusmusa neden olan psikolojik faktörler ele alınır ve beraberinde duyarsızlaştırıcı cinsel davranış ödevleri verilir. Vajinusmus sorunu yaşayan kadınların öncelikle kadın doğum uzmanına başvurduğunu söyleyen Op. Dr. İbrahim Sözen, tedavi arayışının birçok vakada evlilikten sonraki bir yıl içinde ortaya çıktığını, bazı vakalarda 20 yılı geçtiğini bildiriyor. Geleneksel aile yapısına sahip olanların tıbbi yardım arayışının, Batı’daki çiftlerden daha erken olduğuna dikkat çeken Dr. Evrim Erbek, bunun nedeninin ilk gece ritüeli ve aile büyüklerinin çocuk beklentisi olduğunu söylüyor.
DUYARSIZLAŞTIRMA EGZERSİZLERİ
Vajinusmus tedavi programının içinde kadın doğum uzmanı ve psikiyatrist ve fizik tedavi uzmanlarının birlikte bulunması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Sözen, “Psikiyatrist olayın psikolojik kökenlerine inmeye çalışıyor ve bu kadınların birçoğunda görülen ve beyinlerinin gizli yerlerinde olan cinselliğe karşı olumsuz bakış açılarını değiştirmeye çalışıyor. Kadın doğum uzmanı, fizik tedavi doktorları ile birlikte mümkünse vajen ortamını tekrar kabul edilebilir bir ortam haline getirmeye çalışıyor. Tedavi başlangıçta ‘duyarsızlaştırma egzersizleri’ ile oluyor. Hastanın çok duyarlı olduğu vajen ortamının ihlalinin aslında normal bir olay olduğu kadına öğretilmeye çalışılıyor. Kadına ev egzersizleri verilerek, önce kadının parmaklarından, ardından da dilatörlerden yararlanılıyor. |
|