Çalışan kadında fazla görülüyor

Salı, Mart 13, 2012, 0:44
Kadın Sağlığı kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Her geçen gün çalışma hayatının içinde daha çok yer almaya başlayan kadın, fizik, fizyolojik ve psikolojik yapılarından ötürü iş ortamlarında erkeklere göre daha ağır sağlık ve güvenlik riski ile karşı karşıya kalıyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, çalışma yaşamında kadın sağlığı ile ilgili olarak AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınların fizik, fizyolojik ve psikolojik, yapılarının önemli farklılıklar göstermesine karşın, iş yerlerindeki ortamların genellikle erkeklere göre düzenlendiğini belirtti.

İş ortamlarında kadınların cinsiyetlerinden dolayı çeşitli risklerle karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Akdur, kadınların beden ölçülerinin erkeklerden daha küçük, erkeklere göre daha kısa, daha hafif ve daha az kas yapısına sahip olduğunu ifade ederek, ”Buna karşılık genellikle bütün makine ve işlerin ergonomik ölçüleri erkeklere göre ayarlanmıştır. Bu yetmezmiş gibi, bireysel koruma malzemelerinin büyük çoğunluğu da erkek ölçülerine göre yapılmıştır” dedi.

-”Makine ve işyerleri erkek beden ölçü ve gücüne göre dizayn edilmiştir”-

Birçok kimyasal maddenin, kadınlarda daha düşük doz ve sürede daha ağır sağlık sorunlarına yol açtığına dikkati çeken Akdur, şunları kaydetti:

”Kadınların, düzenli menstürasyon görmesi, gebelik ve loğusalık yaşaması, menapozu erkeklerin andropozuna göre çok daha ağır geçirmesi gibi birçok nedenler, iş ortamlarında erkeklerden hem daha ağır hem de daha farklı sağlık ve güvenlik riskleri ile karşılaşmalarına yol açar. Bundan ötürü de başta kadın işçilerin kendisi, işyeri hekimleri, sendikalar ve işverenler bu konuyu kesinlikle ihmal etmemelidir.

Makine, iş ve işyerlerinin genelde erkek beden ölçü ve gücüne göre dizayn edilmiş olması aynı makineyi kullanan aynı işi yapan ya da aynı işyerinde çalışan kadınların erkeklere göre daha ağır iş yapıyor konumda olması sonucunu doğurur.

Makine ve insan arakesitleri dolayısıyla da komuta kontrol işlemleri hem antropometrik ölçüler hem de kas gücü açısından kadınları zorlar. Bundan ötürü istisnasız tüm kadın çalışanlarda işe bağlı olarak eklem ve kas (özellikle boyun, omuz, sırt, el-bilek, diz ve ayak) ağrıları erkeklerden kat kat daha fazladır. Bunlar genellikle gözle görünmeyen, ölüm, sakatlık ya da diğer hastalıklar gibi istatistiklere yansımayan sorunlardır. Bu nedenle de her anlamda ihmal edilirler. Bu tür yakınmaların sıklığı ve fazlalığı sağlık çalışanları ve işyeri hekimlerinde kadınlara karşı adeta bir duyarsızlık oluşturur ve görmezlikten gelme ya da basit palyatif reçetelerle geçiştirme alışkanlığı kazandırır.

Tezgah ölçüleri, malzeme ağırlıkları ve kas yorgunluğu nedeniyle kadınların daha sık malzeme düşürdüğünü bildiren Akdur, şöyle devam etti:

”Bunun olumsuz sonuçlarına daha çok maruz kalırlar. Sorumlu kişi ve kurullar, konuyu bir sağlık ve güvenlik sorunu olarak algılamak ve ele almak yerine kadınların daha dikkatsiz, ‘sakar’ oldukları gibi bir yaklaşım sergilerler.

Kadınların erkeklerin tercih etmediği temizlik gibi hizmet işlerinde çalıştırılması, kimyasallarla daha sık temas etmelerine yol açmaktadır. Bundan ötürü de erkeklere göre daha sık cilt sorunları ile karşılaşırlar.”

-”Gebeler, işyerinde gece vardiyasından muaf tutulmalı”-

İş ortamında yaşanan ve doğrudan kadın cinsiyetine özgü olan risklerin daha çok, menstürasyon, gebelik, loğusalık, emziklilik, annelik ve menapoz gibi kadınların üreme işlevlerinden ileri geldiğini ifade eden Akdur, şöyle dedi:

”Gebelik tanısı ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği sistemi gebeye özel bir koruma programı başlatmalı, derhal çalışması sakıncalı iş ve alanlardan uzaklaştırılmalıdır. Özellikle uzun saatler devam eden, kas gücünü gerektiren, sürekli yinelenen, kramp ve kasılma yaratan pozisyonda yapılan işlerden, gece vardiyalarından, stresten, gürültüden, müşteri şiddetinden, aşırı sıcak, yemek de dahil her türlü kokudan, kaygan ve ıslak zeminli alanlardan, radyasyon ve toksik kimyasallardan uzak bir alana alınmalıdır.”

Akdur, gebenin zamanı geldiğinde doğum öncesi ve sonrası izinlerini eksiksiz kullanabilmesi; emzirme döneminde de özgürce bebeğini emzirebilmesi için başta izin olmak üzere her türlü imkanın tanınması gerektiğini söyledi.

Ev, annelik ve iş üçgeni arasında yaşadıkları sorumluluk ve stres nedeniyle bir yandan dikkati daha dağınık olan kadın çalışanın, bu nedenlerle yoğun baş ağrısı ve anksiyete yaşadığının altını çizen Akdur, çalışan annenin bu anneliğini en rahat yaşaması ve annelik anksiyetesinin düşürülebilmesi için işyeri kreşinin sağlanması gerektiğini belirtti.

STAR













Yorum Yaz


.