Anne karnında 6 hafta sağlıklı beslenen kanserden korunur!

Perşembe, Ocak 8, 2009, 21:47
Kadın Sağlığı kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla


Prof. Dr. Erkan Topuz kanserden basit önlemlerle korunulabileceğini söylüyor. Örneğin, hamileyken yalnızca altı hafta organik beslenen anne, çocuğunu bütün hayatı boyunca kanserden yüzde 50 koruyor..

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak için alınabilecek en kolay önlemleri anlattı… Çevremizde pek çok kanserojen var. Ama kanserden korunmanın yolları da var, bunları değerlendirmemiz lazım. Siz anne karnındayken, anneniz en az 6 hafta sağlıklı beslenirse, kansere yakalanma riskiniz yüzde 50 azalıyor. Bir öğünde vücudun ihtiyacı olan bütün yiyecekleri yemelisiniz. Balık çiftlikleri, tüm kızartılmış besinler, kızartılmış bir tost bile şüphe uyandırır. Hammaddesi pamuk, keten, yün ve kenevir olan elbiseleri tercih etmelisiniz. Evinizde; özellikle yapı malzemelerine, hava ve su tesisatına dikkat edin. Leylak, benjamin ve alovera toksit havayı temizler. Ayrıca ev temizliğini; sirke, limon suyu, kabartma tozu, yıkama sodası ve zeytinyağı ile yapmanızda fayda var.

Kanser patlayacak
Sanayi devriminden sonra pek çok kimyasallar ve pek çok endüstriyel toksit maddeler bilinçsizce, o zamanki kâr-zarar hesapları göz önünde tutularak dünyaya verildi. 1945-46 ve 1965 doğumlular arasında, ilk büyük kanser patlamasının ortaya çıkabileceği söyleniyor. Çünkü biz dünyayı zehirliyoruz.

Hayvanlar da oluyor
Dünyada hayvanlarda da kanser artıyor. Kutup ayıları bile çevre kirlenmesinden etkileniyorlar. Sperm sayıları azalan kutup ayılarında kanser oranı artıyor. Bunun nedeni, yedikleri çok büyük balıkların toksit gıdalar taşıması. Köpeklerde de, altıda bir oranında mesane kanserlerinde artma görüldü. Doğum kontrol hapı kullanan kadınların idrarları ile kirlenen sularda yaşayan balıklar kısır oldu.

Köylerde de fazla
Röntgeni aşırı miktarda alan çocuklarda lösemi vakası iki kat fazladır. Lösemi gebelik sırasında pestizit alan, böcek zehri ile temas eden annelerde de iki kat artmıştır. Yalnız biz bunu normal şehir hayatına bağlamayalım. Köylerde lenfoma, mide kanseri, lösemi, beyin tümörü; şehirde yaşayanlara oranla iki-üç kat fazladır. Çünkü tarımla uğraşanlar genellikle hormon ve tarım ilaçlarını aşırı miktarda kullanıyor

Yerime oğlumu yetiştiriyorum tamamlayıcı tıbbı getirecek’

Kanseri yalnızca ilaçla tedavi edemeyiz. İlacın yanı sıra, hastalığı destekleyecek ve bu hastalığın yan etkilerini ortadan kaldıracak pek çok faktör var. İşte bu noktada tamamlayıcı tıbba ihtiyacımız var. Alternatif tıp yoktur, tamamlayıcı tıp vardır! Amerika’da aşağı yukarı en büyük 24 üniversitede; meditasyon, dans terapi ve diyet gibi tamamlayıcı tıp bilimi bulunuyor. Tamamlayıcı tıp, bilimsel olarak ispat edilmiş tıptır. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nde ilk defa tamamlayıcı tıp bilimi kuruldu. Bu enstitü, bütün Türkiye’den gelen soruları yanıtlamaya çalıştı. Ama yeterli sayıda eleman olmaması, gelişmesini engelledi.

Sağlık bakanlığı öncü
Sağlık Bakanlığı da tamamlayıcı tıp bilimini tanıdı. Böylece şarlatanlarla mücadele ederek, yeni çıkmış herhangi bir bitkinin denenmesinde veya diğer yaklaşımlarda hastanelere destek olmayı seçti. Ama tamamlayıcı tıp, bilimsel olarak yerleşmedi. Oysa tamamlayıcı tıbbın gelişmesi için; bir doktorun eczacılarla birlikte botanikçiler ve farmakologlarla da çalışarak bunu bir bilim haline getirmesi gerekir. Türkiye’de bunun öncülüğünü yapanların başında Prof. Dr. Ekrem Sezik geliyor. Sezik, Gazi Üniversitesi’nde ‘fitoterapi’ yani ‘bitkilerle tedavi’ bölümünü kurdu. Onun gayreti ile biz doktorlar, Türkiye’de ilk defa eczacılık eğitimi ile birlikte ilerlemenin adımlarını attık. Türkiye’de bu işlerle uğraşacak kimseleri göremediğim için oğlumu bu işe yönlendirdim. Oğlum hem bu ihtisası yapıyor, hem de akupunktur eğitimi alıyor. Bunları bitirdikten sonra ABD’de San Francisco’da benim çalıştığım üniversitede eğitimini sürdürecek. Sonunda da Türkiye’ye ilk defa bilimsel olarak tamamlayıcı tıbbı getirecektir. Ben bu idealimi gerçekleştirmeye çalıştım ama hem yaşımdan dolayı, hem de bazı bölümler tarafından sekteye uğratılması nedeniyle tam hedefime ulaşamadım. Türkiye’de organik tarım bakir ve hiç bilinmeyen bir bölüm. Eğer başarı elde edebilirsek ve oğlum bu eğitimi yeteri kadar alabilirse, Türkiye’de sahtekar herbalistlerin bilinçsizce kullandığı ilaçların yerine, organik tarım ürünlerini, standartlarını koruyarak hazırlamak istiyorum. Türkiye’de pek çok, herbalist geçinen, doktorlukla alakası olmayan ziraatçı, kimyager ya da ilkokul, lise mezunları; yaptıkları çeşitli karışımları pazarlayarak insanları kandırıyor. Bizim amacımız; Türkiye’de bunu bilimsel olarak ortaya koymak.

Anne-babanızda kanser var mı?

Aslında kanser anne-babada başlar. Anne-baba aşırı miktarda sigara ve alkol tüketiyorsa, bu toksit maddeler anne karnında çocuğa da düşer. Çevre faktörleri anneyi ilgilendirir. Çünkü bir çalışmada çoğu annenin amniyo sıvısında bol miktarda pestisit, yani böcek zehri bulunmuştur. Annenin göbek bağında da 200’ün üzerinde zararlı kimyasal tespit edilmiş, anne sütünde de böcek ilacına rastlanmıştır. Gene bir çalışmada anne sütünde 75 kat artmış zehirli bir madde bulunmuştur. Taşıt kirliliğinin bile anne karnındaki çocuğu etkilediği görülmüştür. Babaları benzin fabrikalarında çalışan, alkol alan çocuklarda doğum öncesi döllenmenin altı kat azaldığı görülmüştür. Yeni doğanın kanında 230 endüstriyel kimyasal, 180 kanserojen madde bulunmuştur. Bahçelerinde böcek ilacı kullanılan çocuklarda yumuşak doku kanseri dört kat fazla görülmüştür.

Ülkeler kendi önlemlerini alıyor

* Denver’da yapılan bir çalışmada; saatte 20 bin araç geçen 1 kilometrelik alanda yaşayan çocuklarda lösemi altı kat fazla görülmüş. Ayrıca bu çocuklarda astıma da rastlanmıştır.

* Aspest yasaklanmasına rağmen çatı kaplamada, çimentoda, ısıtma ve havalandırmada, araba balatalarında kullanılıyor. Bu nedenle her yıl 10 bin Amerikalı ölüyor. 2015’te bu sayının 75 bin olacağı tahmin ediliyor.

* Danimarka, yüzde 3 olan tarım ilacı vergisini yüzde 38’e yükselterek, tarım ilacı kullanımını yüzde 8 azalttı. Alınan vergiyi de organik tarıma destek için kullanıyor.

* İsveç 2020 yılında benzinli arabaları kaldıracak. Tamamen organik tarıma yönelecek.

* Tütün endüstrisi durmazsa akciğer kanseri ölümü yılda 9 milyonu bulacak. Bunun 7 milyonu gelişmekte olan ülkelerde olacak













Yorum Yaz


.