Acun Ilıcalı’nın hayat hikayesi

Salı, Kasım 19, 2013, 19:20
Genel kategorisi. Bu mesaja 0 yorum yapıldı.

FaceBookta Payla

Herkesin beğenisine uygun yeni hit programların yapım ve sunucusu olan Acun Ilıcalı’nın hayatını biliyor musunuz? İşte kendi ağzından Acun Ilıcalı’nın hayat hikayesi…

1969 yılında Edirne’de dünyaya geldim. Çok yaramaz bir çocuktum. Tam bir sokak çocuğu…

Benden iki yaş büyük Ömer adında bir ağabeyim var. O, okul birincisi, örnek bir çocuk.

Edirne’de, İtalyan Lisesi’ni kazanan tek öğrenciydi. Ailem için ben de o kadar başarılı olmalıydım.

Hiç kimsenin beklemediği bir şekilde Kadıköy Anadolu Lisesi’ni kazandım. Ama çok parlak bir öğrenci değildim. Her yıl 10 dersten ikmale kalır, yıl sonunda hepsini verir, sınıfımı geçerdim.

Yani sınıfın en kötü, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin en başarısız öğrencisi bendim. Ama dediğim gibi hiçbir yıl sınıfta kalmadım. Nasıl kalmadım; öğrenim hayatında gelmiş geçmiş en büyük kopyacı benimdir herhalde.

İngilizcem iyi olduğu için İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. Hem de üç kez… Ama üniversite hayatım, 7 yılın sonunda mezun olmadan bitti.

Zaten 19 yaşında da evlendim. Evlendikten sonra kızım dünyaya geldi.

Kızım doğduktan 9 ay sonra da ailemi kaybettim. O andan itibaren de zor yıllar başladı işte.

Ailemi bir trafik kazasında kaybettim. Bodrum’a tatile gidiyorlardı. Kızım Banu da onların yanındaydı.

Babam sakin sakin konvoyu sollarken, bir anda karşısına 180’le gelen bir araç çıkmış ve kafa kafaya çarpışmışlar. Annemle babam orada rahmetli olmuş. Kızım ise kurtulmuş. Sadece vücudunda 18 kırık vardı. Hepsi de iyileşebilecek kırıklardı, nitekim 4 ay sonra da eski sağlığına kavuşmuştu.

Bu dünyada, bundan daha büyük bir acı olamaz herhalde. Öyle bir acıydı ki, kızımın yaşamasına sevinememiştim bile. Banu’nun o kazadan sağ çıkması gerçekten mucizeydi. Ben o yüzden kızıma ‘mucize çocuk’ derim.

Bu olaylardan sonra hayatım çok değişti. Kalbimdeki sızı hiç geçmiyor. Ben o olaydan sonra tam bir yıl evden dışarı çıkmadım. Kimseyle görüşmek, hiçbir şey yapmak istemiyordum. Hep arkadaşlarım eve geliyordu. Ben de sürekli onlarla oyun oynuyor, futbol izliyordum.

Benim bu durumuma eşim daha fazla dayanamadı ve boşanmak istediğini söyledi. Ona göre benden pek bir şey olmayacaktı. Ve boşandık. Her şey o kadar üst üste gelmişti ki. Deli gibiydim… Tam dibe vurmuştum yani…

Kanal D’nin genel müdürü olan İrfan Şahin, yeğenimin en yakın arkadaşıydı. Dolayısıyla çocukluğumu bilir. O dönem İrfan Ağabey, Show TV’de mali kontrolördü. Bir gün onu ziyarete gittim. Beni İlker Yasin ile tanıştırdı ve stajyer kadrosundan ayda 200 YTL’ye spor servisinde işe başladım.

İki ay sonra da çıkartıldım. Fakat birkaç ay sonra İlker Bey beni yeniden işe aldı. Ama devamlı topun ağzındaydım. Beşiktaş muhabiri olduktan sonra bir anda sporcular ile samimi oldum, sıcak diyaloglar içinde bulundum. Bu samimiyetten dolayı bütün futbolcularla özel röportajlar yapmaya başladım ve bir anda yıldızım parladı.

Parlamamla beraber Şansal Büyüka’nın yanına, Televole’ye maaşımın yedi katına transfer oldum. Televole o zaman futbol magazindi. İşte bu program benim hayatımın dönüm noktası oldu. Çünkü futbol dünyasından ünlüler dünyasına transfer oldum.

Kimseyi satmadığım, samimi olduğum için sanat dünyasında da çok özel işler yaptım. Derken Televole içerisinde kendime ait bir bölümüm oldu ve o bölüm için bir süre sonra dünyayı dolaşmaya başladım.

105 ülke gezdim ve bu arada bir kez daha evlendim. Eşim Zeynep’ten de iki kızım daha var. Bir 3.5 yaşında Leyla, diğeri 6 aylık Yasemin. Yani üç kız babasıyım.

O fikirleri nasıl buldu? Gittiğim ülkelerde hep TV izlerdim. Dolayısıyla beğendiğim, zevk aldığım programları Türkiye’ye getirdim. Baktım ki benim zevk aldığım işlerden herkes zevk alıyor, program seçimlerini de ona göre yaptım.

Yeni bir proje var mı, belki bir tane daha bir şey yaparım. Ama büyümek istemiyorum. Butik kalacağım. Yoksa bugün 10 proje yapar, 10 kat para kazanırım.

2005 yılında Acun Medyayı kuran ünlü yapımcı Fear Factor, Survivor, Var mısın yok musun gibi rating rekorları kıran yapımlara imza attı. 36 yaşında Türkiye’nin vergi rekortmenleri arasına girdi.

Yetenek sizsiniz ve O ses Türkiye gibi programları izleyicilerle buluşturan Ilıcalı mütevazi tavırları ile de herkesin sempatisini kazanmayı başardı.

Milyon dolarlara ulaşan servetiyle 2012’nin vergi rekortmeni olan ünlü yapımcı şimdiyse tv8’i satın alarak medya patronluğuna soyundu.

Ilıcalı yıllardır yazdığı başarı öyküsünde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.

Ilıcalı yeni kanalı için ‘insanları üzen , demoralize eden yayınlar yapmayacağız. Mutluluk veren kanal sloganıyla yola çıkacağız’ dedi.

Not: Galeri’de Hürriyet Kelebek’te yayınlanan, Sema Denker’in röportajından faydalanılmıştır.

KAYNAK : stargazete.com













Yorum Yaz


.